ALEVILER BIRLIGI

Ozgur ve Demoktrat Platform
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Adımlar(İçedönük-ruha)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
puduhepa
Can
Can
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 77
Yaş : 44
Yer : zamanda bir yer...
Meslek : okur-yazar
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Adımlar(İçedönük-ruha)   25/1/2007, 20:09

ırmaklardan geçer, sürter etekleri elbisesinin ve çakıl taşları arar gereksiz meraklı elleri, gerdanında taştan yapılmış bir ruh taşır sonra sarkar belli belirsiz;eğildiği otlara doğru kolyesi. otlara... karışır belki bir gün narin öfkesi; tren raylarına hapisli bir tuhaf özlem şimdi.

arsız dillerin ; kalkık burunlarında aradı kendini bir kadın;düşleri koynunda uyur şimdi ;gözleri şafağa,bilekleri raylara hapis..bileklerindeki kandır ayak parmaklarından otlara süzülen .bileklerindeki kandır
yüzündeki soğuk nefes

şimdi O; yağmur bulutlarının ağır takibinde. şimdi O; zihninde eskimiş bir hücre.hücrede kalabalıklar; her bir adımında izi kalmış, boy boy uzadıkça yollar dününde.geçiş yok; tuzlu alnından süzülen zihin artıklarına.geçiş yok; sızlayan parmaklarına batan tekrarsız artıklara.
artık geçiş yok; elbiseden düşen yaz çiçeklerine.
(Sel Batum)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
puduhepa
Can
Can
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 77
Yaş : 44
Yer : zamanda bir yer...
Meslek : okur-yazar
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   25/1/2007, 20:11

Bencil Sataşma

elimde değil, sallanan bir koltuk alamadıkça ben olduğum yerde sallanmaya devam edeceğim yine. olsun boşa değil bu simetri bitmezliği, hayatımdaki boşlukları düzeltmek gibi, neden düzeltiyorum?dolu olan yerler boş olan yerlere ağır basıyor, simetri bozuk!eğiliyorum bükülüyorum sonra. O’na da hep bunu anlatıyordum. “biraz sen biraz hayat olmaz mı sevgilim?” diye.

ben evde de böyleydim, annemle babamı dengeleyemez masada tek oturamazdım; oturuyorum şimdi ya sallanıyorum işte, bir kendi yerimde oluyorum bir ileride, iki olup dengeyi buluyorum, bir hap içiyorum bir portakal suyu.

bu konuşma ikimizin arasında geçmekte, buradakiler şahit artık kavgama göz önünde. sen pencereden attığın her saksıdan daha çiçek, daha yeşil, daha ot bir sevgili istedikçe ben tüm yapraklarımı bir bir yolup sana pelerin yaptım ki dişlerini geçireceğin zamanlarda giyinesin.yakışmadı da değil itiraf et sende.bıraksalar seni –ki ben bıraktım-, tüm ırkımızı ardına alıp İstanbul’a kendi adını vereceksin.ama olmaz biraz İstanbul biraz sen.

sen de yavaş yavaş alıştın bak bana, karardık birbirine bakan üzümler gibi.ikimiz yan yana durunca sen siyah kalıyordun, eğilip bükülüyorduk, şimdi başka bir siyahın yanında simetrine kavuştun.gördükçe gözlerimi artık yere bakıyor olsan da sevgili (bak artık aitlik eki kullanmıyorum) sen dengeni-dengini buldun.
(Selçuk Şenol)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
puduhepa
Can
Can
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 77
Yaş : 44
Yer : zamanda bir yer...
Meslek : okur-yazar
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   25/1/2007, 20:12

Sevemediğim…..

mavi gözlerin olabilirdi mesela okyanuslara benzetebileceğim, yüzün diyelim örneğin bir bebek masumluğunda, inadına pembemsi yanaklar ve dudakların kırmızının en kışkırtıcı hali, ya saçların...

saçların olabilirdi mesela, tel tel güneş ışıklarını süs gibi takınmış, rüzgarın o narin ve delice sevişme isteğine, davetkar sallantılarla cevap veren.bakışlarındaki ifadeye, kağıtlar harcardım, utanırdım beğenmezdim şiirlerimi hiçbiri sende gördüğüm o duyguyu anlatamıyor diye.bütün yabancılıklara, aynı yüreğin samimiyetiyle karşılık veren bir tavır, bir edan olabilirdi mesela bütün bekleyişleri sonsuz ümit sellerine boğabilen. görmek yetebilirdi mesela, seni çiçeklerle konuşurken...

bedenin alt üst edebilirdi, mükemmel kelimesinin tüm ihtişamını.tüm hatlarından, sahip olmak hissi ya da ne bileyim en azından bir dokunabilme arzusu yansıyabilirdi.cennetlik bir koku, bir mutluluk terlemesi, her temasta bir huzur damlası alınabilirdi mesela teninden. bütün sahiplenmeleri şiddetle tersleyen bir duruşun olabilirdi mesela, özgürlüğüm sen olmadan zindan diyebilecek satırların...

bilsen ne çok isterdim, onca şiirde geçmek yerine, bir tek şiir yazabilmeni.sadece gözyaşlarımızı değil, sadece acılarımızı değil, yalnızlığımızı ve yalanlarımızı paylaşmayı bilsen ne çok isterdim.
ağlarken gördüğün ilk erkeğin, gözyaşlarını silebilirdin mesela.emir kiplerini hiçe sayabilirdin, ses tonundaki kırılgan ve çocuksu havaya sığınarak.

oysa kahverengi gözlerindeki heyecanı ve çirkin dudaklarını alırken benden, hep kaybedince anlıyor insan diye başladı bütün yoksul pişmanlıklar.sen beni sevemedin’ e hep alışkın bu yürek, ben seni sevemiyorum'la hep kahır çiçekleri büyüttü.senden kalan bir kör olma arsuzuydu, sözlerde kalan bir dış görünüşe aldanıştı,sevebilmenin bütün bahanesi.ilk kez nefretti tattım, dürüstlüğümde, acılarla yüklü bir suçluluk duygusu kaldı doğrularımın dile geldiği yerde.sen kelimelerde umut bulmuşken, ben yangınların içinde sana çıkacak bir yol derdine düşmüştüm.düşmüştüm çaresizliğin bıçak sırtına, sense alçakgönüllülüğün sınır tanımaz kabullenişiyle geliyordun bana...

sevemediğim seni bile çok gördü bu dünya, sevebilmek uğruna kurban ettiğim sende, bir beni kaybettim, bütün umutlarımı içine gizlediğim…
(Alıntı-yazırı bilinmiyor)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
puduhepa
Can
Can
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 77
Yaş : 44
Yer : zamanda bir yer...
Meslek : okur-yazar
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   25/1/2007, 20:13

Deli Zırvası

*.iç!kimsin sen, nereden çıktın birden?"
karşısında beliren karaltı irkiltmişti onu.

"benim kim olduğumun ne önemi var" dedi dilenci. "varoluşunuzun olabilirliklerini anlatmaktan başka bir derdi olmayan bir falcı, bir deli veya deli kılığında bir ermiş olarak kabul edin beni...para istemiyorum sizden, sadece kulağınızı...ve sadece zamana ihtiyacım var.kim bilebilir sizin de onlardan biri olmadığınızı, yenilmediğinizi veya bir kahraman olmadığınızı?"

"çekil yolumdan, kaybol.acelem var benim, vaktim yok böyle bir delinin zırvaları dinlemeye."

"gitmeyin, uzaklaşmayın buradan.size gerçeği söyleyeceğim, daha ne yapabilirim?şu anı yaşıyor olduğumuzu ve bir süre sonra bunun son bulacağını nasıl hissettirebilirim size?ben gittiğimde beni, siz gittiğinizde sizi, derisinin altında hissetmesi için birilerinin, dinleyin, her şey çok acıklı.çok acıklı her şey."

"deli.psikopat mısın sen, çekil yoksa takıcam bi tarafına."elini cebindeki bıçağa ******ürdü.kızmıştı adam akıllı.bir adım daha yaklaşmaya kalksa, sokacaktı bıçağı adama.

köşeyi döndüğünde uzaktan hala delinin sesi geliyordu:
"çok acıklı her şey.gözlerim dolmadan bakamıyorum insanlığa."
(Tanıl Ünlü)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
_MaT_
Yenı Uye
Yenı Uye
avatar

Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   26/1/2007, 12:16

Hatırlıyorum son seyredişimi,sensiz geçen sıradan günlerin gecelerinden
birisinde oynanıyordu bu tiyatro...yanlız kaldığım bu kentin göz yaşlarımdan
ıslanmış,cadde kenarına sıkışan duvarları arasında küçük bir oda.bir türlü
ısıtamadığım...
iki kapısının ardındaki gerçekler,birisi balkondan
sonsuzluğa,birisi sancılı yaşama...elimde bir şarap şişesi ile köşeye çömelttim
bedenimi,ruhum balkon kapısına yakın özgürlüğü düşünür gibi...

Ruhumla
bedenimin dertleşmesi ağır bir sessiziliğin çökmesine ve ardından zaman çarkının
dişlerini kırmaya başlamıştı... "Susmak zamanın durmasıdır" bilmecesinin
büyüsüne girmişti tüm gece...gözlerimin sezdiği sahnede bir eylem kokusu
var,ruhum balkon kapısıdan özgürlüğüne yaklaşırken bedenimin beyaza bürünmesi
tüm dertleşmenin susmakla anlatılanlardan Çok daha öte olduğunu bildiriyordu ki
ölüm bedene girmiş,balkonun kapısıda açıktı son dertleşmeden geriye kalan
sahnede


FalleN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
puduhepa
Can
Can
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 77
Yaş : 44
Yer : zamanda bir yer...
Meslek : okur-yazar
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   26/1/2007, 12:45

*seni sevmek bu olsa gerek, başkalarıyla bile iyi vakit geçirememek... zincirlenmiş bir ruhun yazgısıdır hüzün. her yeni umutta bir dalga gibi böyle gözlerime vuruşun...artık gözlerimin altı birer hüzün torbası, kalbimse acıya yüz tutuyor.

seni düşünmekte ısrarcıyım, sen olmadığın için.yeni, yepyeni hüzünlere gebeyim. bu kadar kolay mı, bir bakışın yetiyor boşluğumu doldurmaya ve bir bakışın içimi boşaltmaya, ıssız bir ev sessizliğine boğmaya.nasıl bir yüzün var, yüzünde hüzün...

seni sevmek bu olsa gerek, kilometrelerce uzakta seni düşlemek...sanki omuzların yatağımdı hep, gözlerin evimdi.

sen yokken büyüyen, köksalan düşlerim var.sarıp sarmalayıp gözlerimi kapatan sarmaşıklarım var.ağzımı dilimi kurutup sözüme sessizlik veren yollarım var.zincirlenmiş bir ruhun yazgısıdır hüzün.sahi senin nasıl bir yüzün var, yüzünde hüzün...

şimdi senden uzaktayım saatlerce, evimden senelerce.seni sevmemin nedeni bu olsa gerek:sensiz yarımım, ıssızım, görgüsüzüm.*

(Mustafa Koca)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ZOZANB
Kıdemli Uye
Kıdemli Uye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 234
Yaş : 106
Yer : BAZAN ORDAN BAZAN BURADAN
Meslek : BEKLEMEK
Kisiel Rutbe : DÜNYA HEP ALEVİLERLE GÜZEL
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   26/1/2007, 12:56

İşte ÖyLe Bir Şey

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı

CAN YÜCEL

_________________
ALEVİLER BİRLEŞİN! DÜNYA ALEVİLERLE GÜZEL
PİRSULTAN KIZIYIM BENDE BANAZDA
KANLI YAŞ AKITTIM BAHARDA YAZDA
DEDEMİ ASTILAR KANLI SİVASTA
DAR AĞACI AĞLAR PİRSULTAN DEYU
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alewitas.gooforum.com
puduhepa
Can
Can
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 77
Yaş : 44
Yer : zamanda bir yer...
Meslek : okur-yazar
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   4/2/2007, 20:33

Ben Neyim?

saatten tam emin değilim.her yere geç kaldığım için birkaç dakika ileri almıştım.ama pek işe yaramadı.çünkü bildiğimden kolumdaki saatin ileride olduğunu devam ettim geç kalmaya.aslında bu dil pek hoşuma gitmiyor. başka birilerine anlatıyormuş gibi..kendime "Neslihan, sen..." diye hitap etsem ikiye mi bölünmüş olurum?her şeyi yaparken, yaşarken içimde bir başkası var aslında zaten. O kendine kalıplar bulmuş, bazı şeyleri beğenmiş ve bazı insanları...

zayıflık istemiyor, kabul edemiyor.didik didik ediyor beni, rahat bırakmıyor. şu anda şu yazıyı yazarken de hep burada- ya da karşımda? "yazma, yazmak üzere olduğun şeyleri yazma!böyle şeyler anlatma.onların yerine olgunlukla karşıladığın hayatını, anlayıp bağışladığın insanları, kimseciklerin görmediğini yaz, bunlardan bahset.hayatta hep dışarıdan baktığın insan ilişkilerinden bahset.herkeslerin yıkıldığı noktada nasıl ayakta durduğundan bahset.ne kadar kibarsın?ne kadar insanın sırdaşısın?ne kadar sevilmeye layıksın?kendini biliyorsun...sürekli değişim içinde olduğunu anladın.kendine ne kadar da sabırlısın!bu yüzden yazma karanlığını.senden hep mükemmelliğinle bahsetsinler.kötülüğünü de konuşabilirler tabi ama onlar da senin hissiyatının yarattığı kör noktalar olsun.ama ne olursa olsun sen hep benim tasarladığım mükemmel senaryonun parçası ol!"

kim çıkardı bunları?kimler bana defalarca söylediler bunları?hoşuma mı gitti? bunlar benim tamamım değil...ben tamamlanabilir değilim.bana sürekli çelme çakan, yarı yolda bırakan, sürekli bir karmaşa çıkaran bir ben daha var sonuçta.bir çemberin etrafında dönüp dolaşıp hep aynı boşluklarda düşüyorum.düşünüyorum...ama yapmak çok farklı bir şeydir.bir romandan bir kaç cümle var aklımda: "gerçek hayat;, nefes alınıp verilen, bedenimizle doldurduğumuz, fiziksel hareketlerle var olduğumuz dünya." ve şimdi ben de diyorum ki: "hikayelere bayılıyorsun sen.bütün dünyayı fethetmekle ilgili, aşk yaşamakla ilgili, bir kavgada kahramanlık göstermekle ilgili sahneleri tasarladın hep kafanda.ama gerçekten dokunmalısın, bazen de hep ortada olmalısın.karanlık bir mutfakta zıplayıp dururken sadece karanlık bir mekanda zıplayıp duruyorsundur.gerçek değilsin ama ne yazık ki gerçeklikten tamamen vazgeçemediğin için parçalanmış oluyorsun.bir şeyler var seni sürekli kendinden kaçıran.bir şeyler hoşuna gitmemiş daha baştan.ama dikkat et, haksızlıklarla büyütülen çocuklar kendilerini çok haklı görmeyi hak edinirler sonradan.bunun en büyük geç kalış olduğunu da unutma."

birbirinden çok uzakta kalmış ipliklerden oluşan benliğim, bu zayıf ipliklerin birbirlerine hiç değmeden yarattığı düğümlerde zaman kaybediyor.


"iyi geceler Neslihan..."

(Neslihan Tanay)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Adımlar(İçedönük-ruha)   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Adımlar(İçedönük-ruha)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Adımlar(İçedönük-ruha)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ALEVILER BIRLIGI :: GENEL KONULAR :: Sosyal Bilimler (Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji / Miteoloji) :: Psikoloji-
Buraya geçin: