ALEVILER BIRLIGI

Ozgur ve Demoktrat Platform
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 YILMAZ ERDOĞAN

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:08

ACABA ..

Aşkları da devralır mı
kalp nakli yaptıranlar?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:09

ACI .

Yaşamak uğruna
ölmek bu olsa gerek
Sevmek uğruna
acı çekmek bu olsa gerek
Hayat uğruna
savaşmak bu olsa gerek
Peki ya senin uğruna
Üzülmek niye?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:10

ADIN BAHARDI

Kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca
Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında
Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi
Aşkın içimde solardı adın bahardı

Eteğini koştururdun sokağımızda
Sokak sus pus olur sana bakardı
Bilmezdin gizliden izlediğimi
Gözlerim gözlerinden korkardı
Hatırlıyorum adın Bahar’dı

Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin
Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin
Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi
Yüreğim yol boyu ardından ağlardı
Hatırlıyorum adın Bahar’dı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:11

AKBABA

Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar
O sevip gitmekse o
Çok uzak ve yemyeşil bakmaksa
Tanrım nereye baksam yeşil kasırgalar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:12

ALKOL İKİNDİSİ

Biz ne zaman içsek,
Köfte geç gelir
Ve oturur muhabbetin terkisine
Çıplak bir efkar sözcüğü

Biz ne zaman içsek,
Sabah akar meycinin cebine
Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
Çırıl bir efkar sözcüğü
Delikanlı kıvamında sevda değilse de
Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
Biz ne zaman içsek,
iç değilizdir aslında.

Bu alkol ikindisi şiirle
Şimdi burda açılsaydın
Adımın baş harfi gibi
Belki ağustos kokardı ağustos
Sen,
Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
Senine boyuna sevilmiş sen
Yalanı sevdasından büyük sen
Bir bil-sen.

Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
Genzimizde göl gözyaşları
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.

Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:14

AMAN ORMANCI

nasıl hecelersen hecele
hep aynı biçimde yazılıyor
ayrılık

çok yol bilenler geçti
ayağını yordamına göre uzatan
kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte
eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez
suyu sefası kendine yeten
stabilize bir eğlenmektir hayat
her sevdalıya aşık atmak gerekmez

sen, o hep önden giden
çatallanan bahçesindeyken sevişmenin
ki çıplak ve bensizliği ele almışken
ne anlattığını bilmek istemeyen
şiirler getiririm arkandan
bir devrik cümlem kalır acınası
iki çekingen benzetmem belki
ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır
yoluna ağladığım o türküden
artık ehemmiyeti kalmaz
köprünün
ve hoş gül içimlik suların
ya da
-içkiden olsa gerek-
masayı yıkan ormancının
nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur
suç delilleri ortadadır
ve zaten
kim olsa katılır akışına gerisinin

aman ormancı
canım ormancı
köyümüze bıraktın
yoktan bir acı

acı köyde ya o yüzden türkü,
yoksa roman olacak
kentimizde geçse öyküsü

bir de gülüşün kalır
dişlerinin etrafından
ve bilişin kalır
her şeyi ama her şeyi
eski haliyle
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:15

ANLADIM..

Anladım,
sabahları açılır.
Esnaf çarşıları yeminle
“Bedreddin'im bir ağaca asılır”.

Anladım,
En büyük yalan yemindir.
Edilir sabahları,
Gecesini hatırlamayan esnafların

Tüm merasimleri gömdüm.
Ömrümün reklam amaçlı takvimlerine.
Anladım,
Kimse üzgün değildi.
Bayraklar yarıya indiğinde.

Bir tek el isteyen,
Yordam ve özür dileyen,

Anladım.
Herkese kötü şeyler hatırlatan yüzüm,
Evet yüzümdü.
Her görüşmeye taşıdığım,
Kandırılmaya gönüllü bir gönülle,
Az sütlü neskafelere sigaralar iliştirdim.
Göz gördüm başka açılara ayarlı.
Uzun bir yüz gördüm.
Meğer filmin sonu diye ayarsız
Fin yazardı end zamanında
Bir zamanlar,
Fransızlar hep Fransız kalacaklar,
Sabah sinemasında pazarları...

Aklımı alıp doğduğum evin,
Müze olma isteğine saklayacaklar.

Ama kavaklar büyüyecek.
Herkesten gizli boyatmak,
Bir kavağın becereceği iştir ancak.

Anladım ki ağaçlar,
Toprağa acı verdikçe büyüyorlar.

Her pazartesi and içip,
Cumaları marşa basan,
Camiler dolusu yemin edip,
Taburlarca yalan söyleyen,
Bu toprakta bu ağaç
Kuruyacaktır elbet.

Anladım.
Kimseye acı vermeden,
Büyünmüyor.
Namusum ve şerefim ve
Çocukluğumun üzerine beton dökerim ki
Tüfek filan değil,
Çimento icat edildi de
Bozuldu mertliğin mimarisi,
Esrarlı bir ülkeye göçtü sabrın taş ustaları.

Anladım.
Altı dükkan olsun istiyor evinin.
Ve ağlamaklı bulmuyor apartımanları
Benim taş ustamın karısı.
Ve her yerde
Şube açmak istiyor.
İskender kebabını icat eden,
Büyük İskender’in çocukları
Ki gölge filan etmez.
Yoğurtlu bir ziyafet çekerdi.
Diyojen’le karşılaşsaydı.

Anladım.
Bursalı İskender’in,
Romalı arkadaşından daha çoktur
Uygarlığa katkısı.

Oysa;
Bu satırlarla üstünü örten ben,
Kelimelerle sargı bezi ve
Merhem yapan,
Ozanlığı en çok kendini üzen ben,
Anladım.
Sadece öğlenleri açarım yaramı.
Ve hiçbir yerde şubesi olmaz,
Bu kanamalı hastanın.

Anladım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   25/1/2007, 21:15

AŞK HAYATI

Sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı, canın tenini yakmasıydı
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasıydı...

"Bir insanı sevmekle başlıyordu her şey"
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   27/1/2007, 19:53

AŞKIMIZ

Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı;
gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.

Hiç düşündün mü belkiyi
Belki, eline en yakışan takı benim elim.
Belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim...
Belki sen ve belki ben...

Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan
bir beyaz tutsaklık...
İnsan kendine iltica edebilir mi?

Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri..
Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   27/1/2007, 19:54

BAŞKALAŞAN AŞK

Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması...
Adını anmak...
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
Biraz gülünç, biraz sitemkar...
güzeldi...
Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
güzeldi..

İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi...
Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
Kanlıca'daki yoğurdu...

ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
aşkın mührüdür artık...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   27/1/2007, 19:55

BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI

Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   27/1/2007, 19:56

BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL

Bizi bilirsin;
avuçla su içmeyi
marifet biliriz,
yenilmeyi bir de
kendi sahamızda...

bizi bilirsin;
saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz,
limonla!
tesbih yaparız,
düş kırıklarından..

bizi bilirsin;
ağzının içinde oturmak isteriz
ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz
ağzını...

bizi bilirsin;
yaşamak biliriz,
vademiz dolduğunda
avuçlarında gömülmeyi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: YILMAZ ERDOĞAN   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
YILMAZ ERDOĞAN
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ALEVILER BIRLIGI :: KULTUR SANAT EDEBIYAT :: Siir Bolumu :: Antoloji-
Buraya geçin: