ALEVILER BIRLIGI

Ozgur ve Demoktrat Platform
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:51

ZİHİN ENGELLİ ÇOCUĞUN DOĞUMU VE AİLE

Zihin engelli bir çocuğun doğumu, gelişimi ailede de çok farklı çok çeşitli değişikliklerin nedeni olur. Anne babaların, kardeşlerin birbirlerinden, hayattan, mesleklerinden, yakın çevreden ve toplumdan da beklentileri de farklılaşır. Bu farklılıklar aileden aileye değişmekle birlikte, anne babaların kişilik özellikleri, eşlerin birbirlerine ne ölçüde yakın ve destek oldukları, yakın çevrenin ve toplumun tepkileri ve desteği bu değişiklilerin nitelik ve niceliğini etkilemektedir. Aynı zamanda, toplumun ve devletin bu çocuklara ve ailelere sunduğu hizmetlerin servislerin niteliği ve niceliği de ailelerde meydana gelen değişiklikleri etkileyen en önemli nedenlerden biridir (Gargiolu,1985).
Aile fertlerinin kendilerindeki ve yaşantılarındaki tüm bu değişiklikler, bir gelişim süreci olarak da algılanabilir. Zihin engelli bir çocuk, anne babanın ve kardeşlerin kendilerine bakışlarını ve kendilerini tekrar değerlendirme ve keşfetmelerine de yol açan bir süreç başlatır (Dale’den aktaran Akkök,1997). Aile fertleri kendi yeterlik ve yetersizliklerini, neleri başarıp başaramadıklarını deneme, görme ve ispatlama fırsatını da bulurlar.

Toplumsal bir varlık olarak da, birey ve toplum, toplumdan beklentiler, toplumdaki rollere ilişkin yeni bir sosyalizasyon süreci yaşanır; toplumda farkı özelliği olan çocuk ve bireylere karşı tutumların değişmesi ailelere ve çocuklara dönük hizmetlerin oluşturulması yönünde de yoğun bir çaba gösterilmeye başlanır. Bu ailelerin farklı bir oluşum ve gelişim içine girdiğinin göstergesidir (Akkök,1997).

Bu süreç, anne babanın ve çocuğun birlikte geliştiği, büyüdüğü bir süreç olarak da düşünülebilir. Anne baba açısından, ebeveyn olmayı öğrenme, sorumlulukların farkına varma, karar verme becerilerini geliştirme ve başkalarını da düşünmeyi öğrenme, gelişim sürecinin önemli bir bölümünü oluşturur. Anne babalar ve çocuklar birlikte hayal kırıklıklarını, kabul görmemeyi, yanlışlar yapmayı, uygun olmayan kararlar verip sonucuna katlanmayı öğrenirler; tüm bu deneyimlerden nasıl yararlanacaklarına ilişkin çeşitli başa çıkma becerilerini geliştirirler. Aile olarak, “farklı” oldukları, fraklı bir mücadele ve gelişim süreci içinde olduklarını görürler ve bunu içselleştirmeyi öğrenirler. Zaman zaman yalnızlık duygularını, çaresizlik duygularını yaşarlar ve bunlarla nasıl başa çıkacaklarını deneye yanıla bularak, kendilerinin ve çocuklarının gelişimine katkıda bulunurlar (Akkök,1997).

Engelli bir çocuğun doğumu ailede yapıcı etkiler oluşturabileceği gibi ailenin içinde bulunduğu duygulardan ötürü çocuk üstünde kötü etkilere yol açabilecek istismar olgularını da gündeme getirmektedir. Erken doğan, düşük doğum kilosu bulunan, sürekli hasta olan, sürekli ağlayan ve gibi çocuğun onu yaşıtlarından farklı yapan özelliklerin olması bu riski arttırmaktadır. Çocuğun bakımını zorlaştıran, gereksinimlerini arttıran ve değiştiren bu farklılıklar genellikle çocuğun zihinsel ve fiziksel özürlü olması ile davranış ve duygusal problemlerinin bulunmasıdır (Bulut,1996).

Özürlü çocukların istismar için risk grubu olmalarının nedenlerini araştıran çalışmalarda özellikle çocuğun aile üzerindeki etkileri vurgulanmıştır. Çocuğun kronik bir hastalığın ya da özrünün olması ailede, kızgınlık, suçluluk, öfke, üzüntü ve ikili duyguların yaşanmasına yol açmaktadır. Çocuğun bakımının özür ya da hastalık nedeniyle zorlaşması, gelişimsel ve eğitimsel gereksinimlerinin artması, anne baba ve aile bireylerinin stres ve kaygılarını arttırmaktadır (Sucuoğlu,1994). Ayrıca çocuğun özelliklerinin tanınmaması dolayısıyla özürlü çocuktan gerçekçi beklentilerin olmaması ve çocuğun problemleriyle başetme becerilerinin bulunmaması, anne-baba ve diğer aile bireyleri üzerindeki baskıyı arttırabilmekte, çoğu zaman anne baba öfkelerini kontrol edemeyerek şiddete yönelebilmektedirler (Solomons 1979’dan aktaran Sucuoğlu,1994).

Uzman Psikolog Nihal Özcan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:52

Zihinsel Engelli Çocuk ve Aile

Engelli çocukların ailelerinden, özürlü çocukları kabul etme aşamasına gelene kadar yaşadıklarından bahsetmek istiyorum.

Toplumlumuzda ideal çocuk kavramı vardır her anne baba adayının kafasında bir çocuk tiplemesi oluşur ama bu ideal çocuk hiçbir zaman engelli çocuklar olmaz engelli çocuğa sahip ailelerin tepkileri:

— Şok: beklenmedik bir olay kabullenememe ailenin kendisini çaresiz hissetmesi.
— İnkâr: bazı ailelerin inkâr yoluyla çocuklarının zihinsel engelli olduğu gerçeğinden kaçma ve böylece zihinsel engelli bir çocuğa sahip olmanın olası olumsuz etkilerinden kendilerini korumak isterler. Ailenin çocuğunu kabullenmemesinden dolayı bazı sorunlar yaşanmakta bunlar, çocuktan yapabileceğinden fazlasını beklemek bazense aile çocuğun başarısız olmasını önlemek için beklenti düzeyini düşük tutar çocuğun tek başına üstesinden gelebileceği görevlerinde ona yardımcı olur.
— Keder Çöküntü: engelli çocuğa sahip olmak ailede ideal çocuğun ölmesidir buda ailede ruhsal çöküntüye neden oluyor.
— Suçluluk: engelli çocuğun ailesi en çok zorlandıkları duygudur beklide suçluluk “neden benim çocuğum, niçin…”sorusuna yanıt ararlar.
— Kızgınlık: ailelerin çocuklarını kabul görme aşamasında olduklarını gösterir. Eşlerin kendilerine ve çocuklarının tanılamasını yapan eğitimci. doktor v.s, engelli çocuğa yöneliktir.
— Utanma: çevrenin engelli çocuklarına olan olumsuz alaycı küçümseme gibi duygularından dolayı çocuklarından utanırlar.
— Anlaşma: genellikle çocuğun iyileşme yönündedir. Aile çocuğun iyileşmesi için doktorlarla eğitimciyle konuşup çocuğunun normal hale getirmesini gelebileceğini düşünür.
— Uyma ve Yeniden Düzenleme: zaman içerisinde ailenin çocuğuna ilişkin duyduğu kaygı ve duygusal tepkiler azalır.
— Kabul Uyum: aile çocuğunu tanıma, anlama ve problemlerine çözüm bulma yönünde çabalar çocuğunun engellik durumunun değişmeyeceğini bilir hem kendini hem de çocuğunu tanımış olur.

Eğitimci arkadaşlar engelli çocuğa sahip ailelerle konuşurken bunlara dikkat etmeli çocuğunu ne kadar tanıyor, kabullene bilmiş mi? İçinde bulunduğu durumu en iyi engelli çocuğa sahip aileler anlatır onlardan dinleyelim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:53

Zihin Engelliler ve Zihin Engellilerin Eğitimi

Zihin engelliler, AAMR (Amerikan Zeka Geriliği Birliği)’nin 1992 yılında yaptığı tanımda zihinsel işlevlerdeki ve uyumsal alanlardaki sınırlılıklarıyla tanımlanmaktadırlar. Tanımda uyumsal beceri alanları iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş olarak sıralanmaktadır (Eripek, 1998). AAMR’nin, 2002 yılında önerdiği yeni tanım ise şöyledir (Vuran, 2002) :

Zeka geriliği, hem zihinsel işlevler hem de kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde anlamlı sınırlılıklar görülen bir yetersizlik olarak nitelendirilmektedir. Bu yetersizlik 18 yaşından önce ortaya çıkmaktadır.

AAMR’nin 2002’de önerdiği zeka geriliği tanımında zeka geriliği gösteren çocukların tanılanması ve sınıflandırılması açısından önem gösteren başlıca beş varsayım ileriye sürülmüştür. Bunlar:

1. Varolan işlevlerdeki sınırlılıklar, bireyin akran grubu ve kültürünü yansıtan toplumsal çevresi bağlamında dikkate alınır.

2. Geçerli bir değerlendirmede, hem kültürel ve dil farklılıkları hem de iletişim, duyu, motor ve davranışsal farlılıklar göz önünde bulundurulur.

3. Bireylerde, sınırlılıklarla güçlü yanlar birlikte bulunur.

4. Sınırlılıkları tanımlamanın amacı, bireyin ihtiyacı olan destek hizmetlerin neler olacağını belirlemek içindir.

5. Genellikle, belli bir süre içerisinde uygun destek hizmetler aralıksız sağlandığında, zeka geriliği gösteren bireyin yaşam fonksiyonlarında ilerlemeler meydana gelecektir.

2002 yılında yapılan yeni tanımda, zihin engelliler, zihinsel işlevlerinin yanısıra kavramsal sosyal ve pratik uyum becerilerinde sınırlılıklar göstermeleriyle de tanımlanmaktadırlar.

Tüm bireylerin eğitiminde olduğu gibi zihin engelli bireylerin eğitiminde de, onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşılması, bireyin bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarının sunulmasıyla mümkün olabilmektedir (Cavkaytar, 2000).

AAMR’nin 2002 yılında yaptığı yeni tanım çerçevesinde ileriye sürülen “genellikle, belli bir süre içerisinde uygun destek hizmetler aralıksız sağlandığında, zeka geriliği gösteren bireyin yaşam fonksiyonlarında ilerlemeler meydana gelecektir” varsayımı, zihin engellilerin eğitiminde bağımsız yaşam işlevlerinin geliştirilmesinin altını çizmektedir.

Bağımsız yaşam becerileri, bireyin başkalarına bağımlı olmadan, yaşamını sürdürmesi için gerekli olan becerileri içerir (Neistadt ve Marques, 1984). Bağımsız yaşam becerileri çeşitli gruplar altında sınıflandırılmaktadır. Close, Sowers ve Bourbeau (1985) tarafından yapılan sınıflandırmada bağımsız yaşam becerileri, meslek öncesi ve mesleki beceriler, başarı için gerekli temel beceriler, uyum için gerekli beceriler, günlük yaşam becerileri olarak ayrılmaktadır.

Bireyin bağımsız yaşama geçişinde en üst aşama olan meslek öncesi ve mesleki beceriler, işe hazır olma, mesleki davranışlar ve mesleğe uygun sosyal davranışlar sergileme gibi beceri alanlarından oluşmaktadır.

Türkiye’de zihin engelli bireylerin mesleki gereksinimlerini karşılamak amacıyla eğitim hizmetleri sunan mesleki eğitim merkezleri; ilköğretimi tamamlayan, 20 yaşından gün almamış, orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan veya ilköğretimi tamamlayıp genel ve mesleki orta öğretim programlarına devam edemeyecek durumda olan özel eğitim gerektiren bireylere yönelik olarak açılan gündüzlü özel eğitim kurumlarıdır. Mesleki eğitim merkezlerinin amacı; bireylerin temel yaşam becerilerini geliştirmek, öğrenme gereksinimlerini karşılamak, topluma uyumlarını sağlamak, işe ve mesleğe hazırlamaktır. Mesleki eğitim merkezlerine devam eden öğrencilere kültür dersleri, atölyelerde gerekli teorik bilgiler verilir ve uygulamalı iş eğitim yoluyla temel bilgi ve beceriler kazandırılır. Bu merkezlerin toplam öğretim süresi, birinci yıl hazırlık olmak üzere dört yıldır (MEB, 2000).

Bağımsız yaşam becerilerinin ikinci önemli alanı olan başarı için gerekli temel beceriler, temel gelişim becerileri, günlük yaşamda gerekli sayısal bilgiler, günlük yaşamda gerekli okuma ve iletişim gibi alt beceri alanlarından oluşmaktadır.

Başarı için gerekli temel becerileri sağlamak üzere özel eğitim hizmeti sunan ilköğretim okulları; orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan ilköğretim çağı çocukları için açılan gündüzlü eğitim kurumlarıdır. Öğrencilerin gelişimleri izlenip, eğitim performansları dikkate alınarak, programın amaç, içerik, öğretim süreçleri ve değerlendirme boyutlarında uyarlamalar yapılarak, özürlü öğrencinin tam ya da yarı zamanlı olarak normal eğitim sınıflarında gereksinimlerini en iyi biçimde karşılayabileceği eğitim ortamı olarak tanımlanan (Batu, 1998) kaynaştırma uygulamalarına öncelik verilir (MEB, 2000).

Başarı için gerekli temel becerileri sağlamak üzere hizmet veren kurumlardan olan eğitim uygulama okulları, genel eğitim programlarından yararlanamayan okul öncesi ve zorunlu ilköğretim çağındaki, ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların eğitim aldıkları özel eğitim kurumlarıdır (MEB, 2000). Bu okullarda öğrencilerin, özbakım ve temel yaşam becerileri ile işlevsel akademik becerilerini geliştirerek, topluma uyum sağlamaları amaçlanmaktadır. Okul programı, zihin engelli çocukların bireysel yeterliliklerine dayalı bireyselleştirilerek grup ve bire bir eğitim etkinlikleri şeklinde yürütülür (MEB, 2000).

Özel eğitim gereksinimi gösteren çocukların, bireysel yeterliliklerine dayalı gelişim özellikleri dikkate alınarak okul öncesi özel eğitim sınıfları ve okulları da açılabilir. Okul öncesi eğitim sınıfları programı bireylerin; sosyal etkileşim, iletişim ve temel yaşam becerilerini geliştirme, sınıfa, okula ve yaşama uyumlarını arttırmaya yönelik hedefleri içermektedir. Kavrama, dinleme, anlama, anlatma, okuma ve yazmayla ilgili hazırlık çalışmalarını içeren bu programın süresi en fazla bir yıldır. Öğrenci, ders yılı sonunda aile ve uzmanların ortaklaşa aldıkları yöneltme kararı doğrultusunda kaynaştırma uygulamaları yapılan ilköğretim okuluna ya da özel eğitim ilköğretim okuluna devam ettirilir (MEB, 2000).

Uyum için gerekli beceriler, kendini tanıma, kişilik ve duygusal uyum ve bireyler arası sosyal beceriler, günlük yaşam becerileri, özbakım becerileri, tüketici becerileri, ev içi becerileri, sağlık bakımı ve toplumsal bilgi alt beceri alanlarından oluşmaktadır (Cavkaytar, 2000).

Topluma uyum için gerekli olan becerilerin büyük bölümü okul öncesi eğitim çağına denk gelen 0-6 yaş arasında kazandırılmaktadır. Türkiye’de zihin özürlü çocukların okul öncesi eğitim ihtiyaçlarını da karşılayan kurumların içerisinde Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk esirgeme Kurumu’na bağlı olarak çalışan rehabilitasyon merkezleri bulunmaktadır. Rehabilitasyon merkezlerinin genel amacı; zihin engelli bireylerin toplum içerisinde kendilerine yeterli hale gelebilmelerini sağlayacak yetiştirme ve iyileştirme programları hazırlamak, uygulamak ve gerekli becerileri kazandırmaktır (SHÇEK Yönetmeliği, 1993). 3-21 yaş arası zihin engelli çocuklar, bu kurumlarda bireysel eğitim, grup eğitimi, mesleki eğitim, fizyoterapi vb. hizmetlerinden yararlanabilmektedirler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:54

Zihin Özürlülerin Eğitiminde Anne Baba Katılımı

Zihin özürlülerin eğitiminde anne-baba katılımı, anne babaların çocuklarının eğitimine destek olmaları bağlamında ele alınmaktadır (Cavkaytar, 2000). Bu destek sürecine ailelerin etkin olarak katılmaları ise onların aile eğitimi uygulamaları kapsamında eğitilmeleriyle mümkündür.

Son yıllarda anne babaları çocuklarının ilk ve sürekli öğretmenleri olarak gören yaklaşımların etkisiyle (Heward, 1996) anne-babaların özürlü çocuklarının eğitim programlarına katılmalarına verilen önem giderek artmış ve aile-uzman işbirliğinin sağlanmasının çocuğun eğitimindeki başarıyı olumlu yönde etkileyeceği görüşü yaygın olarak benimsenmeye başlanmıştır.

Anne babaların güçlü birer pekiştirme aracı olmaları, çocuklarını diğer insanlardan daha iyi tanımaları ve çocuklarına bir uzmandan daha fazla zaman ayırabilecek olmaları, okulda öğrenilen becerilerin evde anne babalar tarafından geliştirilmesinin öğrenilenlerin etkililiğini arttırması, anne-babaların özürlü çocuklarına eğitici olmalarını destekleyebilecek görüşler olarak kabul edilmektedir (Turnbull, 1984). Bu görüşten hareketle anne-babanın çocuğun eğiticisi rolünü alması ile eğitimde okul-ev paralelliği sağlanacak, böylece çocuk okul, merkez veya klinik ortamda öğrendiği becerileri farklı ortamlara genelleyebilecek, öğrenme hızlanacaktır (Sucuoğlu, 1993). Özürlü çocuk birçok beceriyi anne-baba katılımıyla daha hızlı kazanmakta, farklı ortamlara genelleyebilmekte, böylece kazanılan beceriler daha kalıcı olmaktadır (Cunningham, 1985). Bunların yanısıra anne babaların özürlü çocuklarının eğitimine eğitici/öğretici olarak katılımları; anne, baba, özürlü çocuk ve diğer kardeşler açısından çok yararlı olmaktadır (Baker, 1987; Akkök, 1984; Leyser, 1988; Cane ve ark.,1985). Anne babalar, çocuklarının gelişimine katkıda bulundukları için duygusal olarak rahatlamakta, çocuklarına karşı daha olumlu duygular geliştirebilmekte, kendilerini daha yeterli hissetmekte ve anne-baba-çocuk etkileşimi gelişebilmektedir. (Bettison, 1983; Leyser, 1988; Goldstein ve ark, 1979; Kravetz, 1990). Zihin özürlülerin eğitimine anne baba katılımının aileye ve çocuğa kazandırdığı olumlu etkenler aile eğitimi programlarının önemini arttırmakta aile eğitim programlarının geliştirilmesi, uygulanması ve yaygınlaştırılmasının gerekliliğini gündeme getirmektedir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:55

Özel Eğitimde Aile Eğitimi Programları

Aile eğitiminin amacı, anne-babaları, anne-babalık ile ilgili olarak bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve beceri sahibi yapmaktır (Schulz, 1987). Bu amaç doğrultusunda anne-babaların ve çocuğun gereksinimlerine uygun hizmetlerin geliştirilmesine yönelik aile eğitimi programları düzenlenmektedir (Kroth ve Edge, 1997; Schulz, 1987; Turnbull, 1984).

Aile eğitimi programları, ev merkezli, okul merkezli, ev/okul merkezli ve uzaktan eğitim şeklinde düzenlenebilmektedir. Genel olarak, anne-babayı anne-baba olarak eğitmeyi, anne-babayı çocuğuna öğretici olarak yetiştirmeyi ve anne-babaları gönüllüler olarak eğitmeyi amaçlayan programlar bulunmaktadır (Turnbull, 1984; Schulz, 1987).

Anne-babayı anne baba olarak eğitmeyi amaçlayan programlarda, anne-babanın çocuklarının özrüne uyum süreci, çocuğun sosyalleşmesi, kardeşlerle ilişkileri, vasilik ve yasal işlemlerle ilgili bilgi, destek ve kaynak sağlanmaktadır.

Anne-babayı çocuğuna öğretici olarak yetiştirmeyi amaçlayan programlarda, anne-babalara, çocuk yetiştirme yaklaşımları, çocuğun dil, sosyal ve duygusal gelişimine katkıda bulunma, çocuğuna çeşitli davranış ve bağımsız yaşam becerilerini kazandırmaya ilişkin yeterlilikler kazandırılmaktadır.

Anne-babayı gönüllüler olarak eğitmeyi amaçlayan programlarda, anne-babalar yasal savunuculuk, çocuğun eğitimi ile ilgili uzman,toplumsal kuruluşlar ve ekonomik kaynaklar bulma konularında gönüllü bireyler olarak eğitilmektedir (Cavkaytar,1999).

Özürlü çocukların anne-babalarıyla yapılan aile eğitimi çalışmaları, bireysel ve grup çalışması şeklinde yürütülebilmektedir. Bireysel eğitim programlarında eğitimci, bir anne baba ile birlikte olmakta, eğitim anne babanın gereksinimleri temel alınarak sürdürülmektedir (Cunningham, 1985). Benzer özellik ve benzer gereksinimleri olan anne-babalarla yürütülen grup çalışmalarında ise grubun gereksinimleri konu olarak ele alınmakta, anne-babalar birbirleriyle etkileşime girmekte, çocukları ile ilgili deneyimleri paylaşmaktadırlar. Bu çalışmalar genellikle 6-12 hafta günde 1-1,5 saatlik toplantılarla sürdürülmektedir (Sucuoğlu ve ark.1993).

Aile eğitimi programı uygulamalarında çeşitli yazılı materyaller ağırlıklı olarak yer almaktadır. Çocuğun gelişim alanlarıyla ilgili becerilerin öğretilmesini içeren eğitim kitapları ile programın bir parçası olarak geliştirilen el kitapları en yaygın kullanılan yazılı materyallerdir. Uygulamalarda, yazılı materyallerin yanısıra video kasetlerinin de yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir (O’Dell ve ark. 1982; Akkök, Sucuoğlu, 1991; Sucuoğlu, 1997).

Eğitim programlarına katılan anne-babaların gereksinimlerine göre belirlenen konularda, “ders verme” şeklinde bilgi aktarılmakta, anlatılan konu üzerinde tartışılmakta, sorulara cevap verilmektedir. Ancak bunların yeterli olmadığı durumlarda konu ile ilgili model olma, rol yapma, prova etme, anne-babaların çocuklarıyla çalışmalarını sağlama ve bu çalışmalarla ilgili geri bildirim verme teknikleri “ders verme”nin yanısıra kullanılmaktadır (O’Dell, 1982; Flanagan ve ark. 1979).

Anne-baba eğitimiyle ilgili olarak yapılan birçok araştırmada; anne-babaların, birçok beceriyi çocuklarına öğretebildikleri, çocuklarının eğitimine katılabildikleri, çocuklarının eğitimiyle ilgili olarak kendilerine sunulan eğitim hizmetlerinden faydalanabildiklerine ilişkin bulgulara rastlanılmakta
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:56

Zihin Engelli Çocuk Ve Tuvalet Becerisi

Çocuk gelişiminin en önemli parçalarından olan tuvalet becerisi, sinirsel ve psikolojik olgunlaşma sonucu genellikle yaşamın ilk beş yılında öğrenilmektedir (Mcmanus ve ark. 2003). Tuvalet becerisini öğrenilmesinden önce bağırsak ve mesane kontrolü için bu olgunlaşmanın gerçekleşmiş olması gerekir. Normal gelişim gösteren çocuklar öncelikle mesane, daha sonra bağırsak kontrolünü ve son olarak da gece kontrolünü kazanırlar (Rubin ve Fisher, 1982; O’Connor, 2003).

Bağırsak ve mesane kontrolünün normal olarak gelişimi şöyledir. Yeni doğmuş bebeğin bağırsak ve mesane hacmi oldukça küçüktür. Yaşamının ilk beş ayında günde yaklaşık onyedi kez boşaltım gerçekleşir. İlk iki yılda sinir sisteminin olgunlaşmasıyla mesane ve bağırsak doluluğuna karşı çocuğun duyarlılığı artar ve tuvaleti geldiğinde bedensel hareketlerle tepki verir, işaret veya sözlerle tuvaletinin geldiğini belli eder. Üç yaştan itibaren çocuk, tuvaleti geldiğinde hemen yapmamayı, beklemeyi başarır. Dört yaş boyunca pek çok çocuk gece kuru kalmaya başlar. Altı yaş civarı gerekli kaslar birbiriyle uyum içinde çalışmaya başlar. Mesane ve bağırsak hacmi neredeyse bir yetişkininki gibidir. Çocuk, tamamiyle bağımsız olarak tuvaletini yapabilmektedir (Bettison, 1982).

Pek çok çocuk, mesane ve bağırsak kontrolünün gelişim basamaklarını sorunsuz geçer ve az bir destekle tuvalet becerilerini kazanır. Ancak özürlü çocuk ve ailesi için tuvalet becerisinin öğrenilmesi genelde sorunlar içerir. Zihin özürlü çocuğun, bağırsak ve mesane kontrolünün oluşması normal gelişim gösteren bir çocuktan oldukça yavaş ve geçtir. Bu nedenle orta ve ağır derecede zihin özürlü çocukların ergenlik-yetişkinlik çağına kadar tuvalet becerilerini öğrenemedikleri görülebilmektedir (Sells ve ark., 2002). Ayrıca pek çok özür türünde duyusal bozukluklar, dikkat, kas kontrolü, algılama-anlama sorunları tuvalet becerilerinin öğretimini aksatan etkenlerdir (Bettison, 1982). Zihin özürlü çocuklar, bu etken ve özelliklerinden dolayı özel eğitim yöntemleri olmadan tuvalet becerisini kazanamamaktadırlar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:57

Tuvalet Eğitiminde Kullanılan Yöntem ve Yaklaşımlar

Genel olarak bakıldığında bağımsız tuvalet yapma becerilerinin kazandırılmasına yönelik eğitim programları olumlu pekiştirme ve cezayı içeren edimsel koşullama ilkeleriyle örülü davranışsal yaklaşımlar çerçevesinde uygulanmaktadır (Cicero, 2002).

Tuvalet eğitiminde davranışsal yaklaşımlar esas alınarak oluşturulmuş sıklıkla izlenen yöntemler gündüz öğretimi ve gece öğretimi olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Bu yöntemlerden gündüz öğretimi; zihin engelli çocuğun gün içerisinde uyanık olduğu zaman diliminde yapılan tuvalet eğitimidir. Gündüz tuvalet öğretiminde temel olarak kullanılan iki yaklaşım vardır. Bunlar geleneksel tuvalet öğretimi yöntemi ve hızlı tuvalet öğretimi yöntemidir (Snell, 1993).

Bu yaklaşımlardan ilki olan geleneksel tuvalet öğretim yöntemine öğretimsel plan ve kullanılacak pekiştireçlerin belirlenmesiyle başlanır. 7-15 gün süre ile çocuğun tuvalet yapma saatlerini belirlemek amacıyla kayıt tutulur. Genellikle çocuk günde 4-5 defa çiş, 1 defa kaka yapıyorsa öğretime başlanır. Öğrenci doğru tepkileri öğrendikten sonra mesane ve bağırsak kontrolünü ve kendi kendine tuvalet yapmayı öğrenir. Geleneksel tuvalet öğretim yöntemi aynı zamanda kuruluk kontrolü, ilgili davranışların öğretimi, kaza yöntemi ve nem sinyali cihazı kullanımı uygulamalarını da içerir (Snell, 2000).

Bağımsız tuvalet yapma becerilerinin kazandırılmasında geleneksel tuvalet öğretim yöntemi ile kullanılan uygulamalardan ilki kuruluk kontrolüdür. Bu yöntem şu basamaklardan oluşur: Basit cümle ve jestler kullanılarak çocuğa kuru olup olmadığı sorulur. Çamaşırın kuru olup olmadığına bakılır. Eğer çamaşır kuruysa çocuğa kuru olduğuna dair geri bildirimde bulunulur ve pekiştireç verilir. Eğer çamaşır ıslaksa çocuğa ıslak olduğu bildirilir ve pekiştireçten mahrum edilir (Snell, 2000).

Diğer bir uygulama olan ilgili davranışların öğretilmesinde ise tuvalete oturma, çamaşırını indirip çekme gibi bağımsız tuvalet yapma ile ilgili beceriler tuvalet yapma ile birlikte öğretilir (Snell, 2000).

Geleneksel tuvalet öğretiminde kullanılan bir diğer uygulama ise, çocuğun çamaşırına ya da tuvalete yerleştirilen neme duyarlı bir cihaz yardımıyla ıslaklığın oluşup oluşmadığına dair cihaz tarafından geri bildirimde bulunulmasıyla uygulanan nem sinyal cihazı kullanımıdır (Bettison, 1982; Snell, 1993).

Geleneksel tuvalet öğretim yöntemleri uygulamaları arasında bulunan kaza yöntemi, çeşitli nedenlerle çocuğun altına yapmasıyla kaza oluşması durumlarında kullanılmaktadır. Bu uygulamada temel olarak şunlar yer almaktadır: Kazayı takiben öğrencinin çamaşırı değiştirilir ve öğrenciyle iletişim sınırlı tutularak temizlenir. Ya da kaza fark edilir edilmez öğrencinin çamaşırına bakması ve ıslaklığı hissetmesi sağlanır. Öğrenci beş dakika kadar bu durumda bırakılır ve daha sonra temizlenir (Snell, 1993; O’Connor, 2003).

Gündüz öğretim yöntemleri arasında kullanılan hızlı öğretim yaklaşımı ise normal boşaltım örüntüsünü değiştiren sıvı, gıda, fitil, şırınga ya da ilaçların kullanımını gerektiren bir yaklaşımdır. Bunun için normal boşaltım örüntüsünü belirlemek için 3-4 gün kayıt tutulur. Çocuğun tuvalet yapma saatinden 1 saat önce fazla miktarda sıvı verilir. Tuvalete ******ürülür boşaltım olursa pekiştireç verilir, boşaltım olmazsa pekiştireç verilmez (Snell, 2000).

Tuvalet eğitiminde temel olarak kullanılan diğer bir yöntem gece öğretimidir. Gece tuvalet öğretimine, gündüz tuvalet yapma becerisini %75 ve daha fazla oranda kazanılmasından sonra başlanılır. Gece tuvalet öğretiminde gündüz tuvalet öğretimine benzer olarak geleneksel yöntem, hızlı öğretim yaklaşımı ve nem sinyal cihazı kullanılır (Snell, 2000).

Tuvalet eğitiminde yukarıda söz edilen yöntem, yaklaşım ve uygulamalardan başka olarak sadece çamaşıra takılan nem sinyal cihazının kullanıldığı ancak kaza durumlarında cezalandırmanın kullanılmadığı Mahoney Van Wagenen ve Meyerson Yöntemi (Mahoney ve ark.1971), özel çalıştırıcı ve ekipmanların kullanılıp tüm günün banyoda geçtiği, kazalar için aşırı ceza yöntemlerinin kullanıldığı Richmond’un Yöntemi (Snell, 1993; Snell, 2000) gibi yöntemler de bulunmaktadır.

Uzman Psikolog Nihal Özcan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ROSE
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 190
Yaş : 32
Yer : dünya
Meslek : öğretmen
Kisiel Rutbe : sürgün
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   25/1/2007, 23:57

FRAJİL X SENDROMU

Frajil x sendromu, kalıtsal zeka geriliğinin bilinen en sık nedenidir. Frajil x sendromlu kişiler zihinsel ve fiziksel bazı özellikler gösterirler. Bu sendrom her iki cinsiyeti de etkilemekle birlikte kadınlarda yaklaşık 250’de 1, erkeklerde ise 800’de 1 kişi frajil x sendromuna neden olan geni farkında olmadan taşımaktadır. Erkekler kadınlara göre genelde daha ağır etkilenmiştir. Frajil X’e bağlı zeka geriliği erkeklerde yaklaşık 3600 de 1, kadınlarda 4000 ila 6000 de 1 görülmektedir. Yaklaşık 2000 kişide 1 ise daha hafif problemler görülür.

FRAJİL X SENDROMLULARIN BİLİŞSELÖZELLİKLERİ

Zeka düzeyindeki etkilenme normal IQ düzeyi ile birlikte basit öğrenme güçlüğünden ağır bilişsel bozukluğa ve otizme kadar geniş bir aralıktadır.

Sık rastlanan problemler gelişim basamaklarında gerilik (yürüme, konuşma, tuvalet eğitimi), dikkat eksikliği, hiperaktivite ve matematikte zorlanmadır.

Sık görülen bilişsel özellikler:
Dil ve konuşma problemleri, Konuşmada gecikme
Hızlı konuşma
Kelime tekrarları, heceleme problemleri
İnce ve kaba motor hareketlerde güçlük
Duygusal bilgileri algılamakta ve uygun yanıt vermekte zorluk

FRAJİL X SENDROMLULARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

Erişkin erkeklerin genelde uzun yüzleri, büyük ve/veya belirgin kulakları ve büyük testisleri vardır. Düz tabanlık ve kalpte üfürüme neden olacak mitral bağ dokusu ile ilgili problemler sıktır. Kadınlar ve küçük çocuklarda bu özelliklerden bazıları bulunabilir ya da toplumun genelinden farklı olmayabilirler.

Sık görülen fiziksel özellikler:
Geniş alın
Şaşılık
Uzun yüz
Büyük ve belirgin kulaklar
Yüksek damak
Kaslarda gevşeklik
Büyük testisler
Düz tabanlık

FRAJİL X SENDROMLULARIN DAVRANIŞSAL ÖZELLİKLERİ

Sosyal ilişki kurabilen arkadaş canlısı bireylerin yanısıra otistik-benzeri davranış gösteren bireylere de rastlanmaktadır. Frajil X sendromlu kişiler duyusal uyaranlara çok hassastırlar, kalabalığa, gürültüye ya da dokunmaya tepki gösterebilirler.

Sık görülen davranışsal özellikler:

Dikkat eksikliği- hiperaktivite
Dokunulmaya tepki
Göz teması kuramama
Sinirlilik, hırçınlık
El sallama
El ısırma
Otistik davranış bulguları

FRAJİL X SENDROMUNUN TANISI NASIL KONUR?

Aşağıda belirtilen özelliklere sahip kişilerde test yapılarak frajil X sendromu ekarte edilmelidir:

- Nedeni açıklanamayan zeka geriliği veya otizmi olan kişiler,
- Belirgin hiperaktivite, öğrenme güçlüğü ve/veya hafif bilişsel geriliği olan kişiler,
- Frajil X sendromuna ait fiziksel yada davranışsal özellikleri, cinsiyet ya da aile öyküsüne bakmaksızın gösteren herkes,
- Frajil X tanısı konmuş bir yakını ya da ailede zeka geriliği öyküsü olan herkes

Frajil X sendromu için test kan örneği alınarak yapılır. Alınan kandan DNA analizi, PCR ve Southern Blot metodlarıyla yapılmaktadır. Bu yöntemle riskli ailelere (doğum öncesi) tanı olanağı da sağlanmaktadır.

FRAJİL X SENDROMLU ÇOCUKLARIN OLUMLU ÖZELLİKLERİ

Pek çok anne-baba ve eğitmen FXS’lu çocukların pek çok alanda potansiyellerinin olduğunu düşünmektedir. Sıklıkla çok sevilen, birlikte olmaktan hoşlanılan, kibar bir kişilikleri vardır. Duyarlı ve sevimlidirler, sosyal ilişkileri iyi, taklit yetenekleri çok kuvvetlidir, hayal güçleri zengin ve espri anlayışları vardır. Bazılarının sözel ve okumaya dayalı yetenekleri çok gelişmiştir. Muzik, sanat ve sporu içeren aktivitelerden çok keyif alırlar. Aktiviteler gelişimlerini hızlandırır ve mevcut potansiyellerini en üst düzeyde kullanmalarına yardımcı olur.

FRAJİL X SENDROMUNUN TEDAVİSİ

Günümüzde Frajil X hastalığını ortadan kaldıracak kesin bir tedavi olmamakla birlikte tedaviye yönelik pek çok uygulama vardır. Bu uygulamalar, özel eğitim, konuşma ve dil terapisi, beceri kazandırma terapisi ve fizik tedaviyi içerir.
Duyumsal bütünleşme terapisi gibi uygulamalarla motor koordinasyon, eklem stabilitesi, görsel, işitsel ve dokunsal bilgilerin uygun motor yanıtlara dönüşmesi amaçlanmaktadır.
İlaçlar genelde hiperaktivite ve kısa dikkat süresinin tedavisinde kullanılmaktadır. Agresyon, anksiyete ve depresyon tedavisinde de kullanılan ilaçlar vardır. Mümkün olan en iyi eğitimi ve terapiyi sağlamak ancak gelişim basamaklarının yakın takibi ve ailelerin iyi bilgilendirilmeleri ile gerçekleşebilir.

Uzman Psikolog Nihal Özcan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Zihinsel Engelliler İle İlgili Bilgiler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» çook ilginç bilgiler ( bakmalısınız )
» Görkem Aydanarığ Hakkında Bazı Bilgiler
» hande hakkında bazı bilgiler
» Bazı Programlar
» ** Kur'an ve Sünnete Sahip Çıkmakla İlgili **

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ALEVILER BIRLIGI :: YASAM KATAGORISI (Is-Aile-Sosyal Yasam vs) :: Aile ve Sosyal Yasam-
Buraya geçin: