ALEVILER BIRLIGI

Ozgur ve Demoktrat Platform
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 1978 SIVAS KATLIAMI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Balta
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 82
Yaş : 47
Yer : Kanguruular Diyari
Meslek : PCL Engineer
Kisiel Rutbe : Aleviler Birlesin
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: 1978 SIVAS KATLIAMI   26/1/2007, 11:21

Sivas, Yozgat, Çorum, Amasya, Tokat, Erzincan ve Tunceli’nin olusturdugu cografi kusakta
(Yerlesik birimde) yerlesik halkin siyasal ve inançsal yapisi çesitlilik gösterir. Bu cografi bölgede, Alevi (Kizilbas), Sünni, Ermeni, Kürt, Türkmen, Zaza gibi etnik ya da inançsal topluluklar iç içe yasamaktadirlar. Bu topluluklar, kimi zaman birbirlerine karsi üstünlük elde etme kavgalarina girismis, kimi zaman da Selçuklu ve Osmanlilarin baskisina, sömürü ve asimilasyon uygulamalarina karsi ortaklasa (Nurali 1517, Seyh Celâl 1518, Zünnû 1525, Kalender Çelebi 1526) baskaldirmislardir. Baskaldiranlar, egemen otoritenin düzenli ordusu karsisinda her zaman yenilgiye ugramis ve onbinlerce cani kurban vermislerdir. tarafindan Sivas’ta asilmistir.
Anadolu’nun diger bölgelerinde Osmanli yönetimine baskaldirip yenilenler de bu bölgeye ve Sivas’a siginarak canlarini kurtarmaya çalismislardir.
Timur, 1400’de Sivas’i kusattir. Uzun süre kusatma altinda kalan Sivas Kalesi’nin Komutani Mustafa Bey, kaleyi teslim etmek için, Sivas halkina ve askerlerine dokunulmama kosulu ile Timur’la bir sözlesme imzalalar. Bu sözlesmede Timur, “Hiç kan dökmeyecegi” sözünü vermistir. Kale teslim edildikten sonra Timur, verdigi sözün geregi olarak kiliçla kimseyi öldürtmez ve kan da akitmaz. Ama Sivas kalesini savunan 4 bin asker ile binlerce sivili el ve ayaklarindan baglayarak kazilan çukurlara diri diri doldurur, üstünü toprakla örter. Böylece kan akitmadan 7-8 bin kisiyi yoketmis, sehri tamamen yagmalamistir, evleri yaktirmistir. Sivas’in siyasi tarihi, bu tür katliamlarla doludur.
Karayazici Abdülhalim Bey 1598’de Sivas ve çevresinde Osmanli’ya baskaldirir; Sivas’in ve bölgenin yoksul halki da Karayazici’ya destek verirler. Ancak, baskaldirinin disiplini zamanla bozulur. Sivas bölgesinde yerlesik halkin ekinleri, bag ve bahçeleri, evleri ve isyerleri yagmalanir, yakilir ve insanlar öldürülür. Her seyi elinden alinan halk, yoksullasir, kirlarda otlamaya çikar.
Emperyalist ülkeler, Anadolu’yu isgal ederek aralarinda bölüsmeye kalkisirlar. Anadolu halki, emperyalist isgale karsi, bölgesel direnise geçer. Direnis güçlerinin birlesmesini saglamak amaciyla Mustafa Kemal Samsun’a çikar, oradan Sivas’a gelir. Mustafa Kemal, Anadolu’nun etkin kisilerinin katilimiyla Sivas Kongresini organize eder (04.09.1919). Böylece Anadolu’nun Kurtulus Savasinin temeli Sivas’ta atilmis olur.
Bu sirada Sivas’ta etkin olan tarikat seyhi Recep (1919), siyasal Islâmi amaçli bir ayaklanma baslatir. Ayaklanma sirasinda Sivas’ta birçok ev ve isyeri yagmalanir ve yakilir. Ayaklanma amacina ulasmadan bastirilir.
1921‘de “Koçgiri” ayaklanmasi baslatildi. Yazili kaynaklara göre, Koçgiri ayaklanmasi “Kürt ulusal” amaçlidir. Ayaklanmayi bastirmak üzere Nurettin Pasa görevlendirilmistir. Ayrica bir çete reisi olan Laz Osman (Topal Osman) da çetesiyle birlikte Sivas’a gönderilir. Topal Osman’in hem Alevi, hem Kürt düsmani oldugu halkin sözlü öykülerinden aktarilmaktadir. Koçgiri Asireti’ne bagli onlarca köy yagmalanarak yakilir, binlerce insan öldürülür. Kadin ve kizlara tecavüz edilir. Koçgiri köylerine ve halkina yapilan bu zulüm Millet Meclisi’nde sert elestiri ve tartismalara neden olmustur.
Sivas’in merkezinde yerlesik halkin büyük çogunlugu Sünni, kirsal kesimde (köylerde) yerlesik olanlarin çogunlugu da Alevi inançlidir. 1950’ye kadar komsuluk iliskilerine özen gösterilmis, her iki topluluk arasinda mezhep çatismasi yasanmamistir. 1950’den sonra Sivas kent merkezinde ticaretle ugrasanlarin çogunlugu Izmir, Istanbul, Adana, Mersin, Ankara gibi kentlere göçtü. Sivas’in kirsal kesiminde de büyük bir göç baslamistir. Göçün büyük bölümü, Izmir, Istanbul, Ankara, Adana, Mersin’e; bir bölümü de Sivas merkezinedir. Siyasal Islâmcilar ve tarikatlar devreye girerek köylerden Sivas’a göçen insanlari ideolojik etki altina almaya ve yönlendirmeye çalistilar. Böylece Sivas Il merkezinde Alevi-Sünni ayrisimi körüklendi. Alevi-Sünni ayrisimi siyasal alanda da yasandi. Aleviler, DP’nin özgürlük söylemlerine inanarak 1950-1960 döneminde yapilan milletvekili seçimlerinde oylariyla DP’ye destek verdiler. DP, tarikatlara ve siyasal Islâmcilara destek vererek örgütlenmeye yöneldi. Bunun üzerine Aleviler, bu kez oy desteklerini CHP’ye yönelttiler. Sünni inançli toplumun büyük çogunlugu da DP’ye, daha sonra MSP veya MHP’ye yöneldi. Böylece mezhepsel ayrisim giderek belirginlesiyordu. Bu ayrisimin yarattigi ortamdan yararlanan sag ve sol gruplarin etkisiyle çatismalar boyut kazanmaya basladi.
Sivas’ta 4 Eylül 1978’de meydana gelen saldiri ve katliam bu ayrisimin ürünüdür. 2 Temmuz 1993’deki katliam ise, devletin destegiyle kurulan ve güçlendirilen irkçi-seriatçi örgütlerin güç denemesi niteligindedir. Bu saldirilarin temelinde elbette sinifsal ayrim ve çeliskiler yatmaktadir.
Bu tür saldirilar ve katliamlarla ilgili olarak, Zeki COSKUN’un Ibrahim ASLANOGLU’ndan yaptigi bir aktarma oldukça açiklayicidir: “... Çogu ne hükümete karsi idi, ne agaya veya zorbaya... önlerine kim gelirse onun emrine girerlerdi. Yegane amaçlari vurup kirmak, ne buldularsa yagma edip biraz dünyalik kazanmakti. Isyan bayragini çeken ister bölükbasi olsun, ister bey, ister pasa, onlar için farketmezdi. Yeter ki birisi önüne düssün...” 1
Sivas’ta yasanan saldiri ve katliamlarda da din, iman, komsuluk, insanlik düsünülmemis, öncülük edenlerin kimliginin ve amacinin ne olduguna bakilmamistir.

2. 4 Eylül 1978 Sivas Olayi [Home]
4 Eylül 1978 Sivas olayi ve katliamiyla ilgili olarak, Sivas’ta kurulu bulunan 14 Demokratik Kitle Örgütü ortaklasa hazirladiklari bir raporu Cumhurbaskanina, Basbakana, Içisleri Bakanina, Sivas Valiligine sunmuslardir. Söz konusu raporun birer örnegi basin organlarina da gönderilmistir. Demokratik Kitle Örgütlerinin hazirladigi rapor, oldukça ayrintili ve belgelidir. Biz, bu raporu oldugu gibi sunacagiz. Sonra basinin haberlerini ekleyecegiz. Basliklari biz koyduk.

a) Kitle Örgütlerinin Raporu
TÖB-DER Sivas Sb. - Genel-Is Sivas Sb. - Dev Maden-Sen Sivas Sb. - TÜTED Sivas Sb. - TMMOB - TÜM-DER - Tek-Ges-Is Sivas Sb. - SYÖD - Sivas DEV-GENÇ - Köy Koop - Alibaba Der - Halk-Der - Yüceyurt-Der - Si-Der. 1
(Ilke Dergisi, Sayi:58, Ekim 1978)

Olaylarin perde arkasi
Sivas olaylarinin gerçek yönü neydi? Kamuya ne yansitildi? Bugüne degin yapilan açiklamalar tek yönlü olmustur. Bir halk deyiminde "Kimi yapar, kimi çeker" denir. Sivas olaylari da öyle oldu. Evleri, isyerleri yakilan, yikilan, talan edilen, saldiriya ugrayanlar aniden suçlu oldular, gözaltina alinarak günlerce iskence gördüler ve arkasindan da tutuklandilar. Bunlar yetmiyormus gibi, kamuya, ters ve yanlis bilgiler verildi. Öylesine oyunlar dönüyordu ki iktidar dahil herkes, "Allah belalarini versin" diyerek tezgahlanan oyun ve oyuncular karsisindaki güçsüzlüklerini belirtiyorlardi. Demek ki bu olaylarin yönlendiricileri öylesine güçlüydüler ki boyutlari iktidari asiyordu. Bu nedenle gerçek suçlular yerine magdur olanlar ve suçsuzlar suçlu gösterildi.
Bizzat olaylari yasayan, görenler olarak; olup bitenler karsisinda utanç duyarak bu açiklamayi yapiyoruz:
Sivas olaylarinin kökeni elbette ki birkaç günlük veya aylik bir çatismanin kiskirtmanin sonucuna dayanmamaktadir. Bu olay yillardan beri ülkemizin her ilinde meydana gelen saldirilardan ve katliamlardan soyutlanamaz. 1961 Anayasasi, bazi demokratik hak ve özgürlükler getirmisti. Bu özgürlüklerden yararlanan isçiler, köylüler ve tüm emekçiler uyanmaya, insanca yasama kosullarini ögrenmeye ve aramaya basladilar. Kendi sömürü ve egemenliklerini sürdürmeye çalisan güçler de uyanan emekçi sinif ve tabakalari sindirmek, baski altinda tutmak için yeni yöntemlere basvurdular. Sömürü ve baskida engin deneyleri olan ABD'den Baris Gönüllüleri adi altinda uzmanlar getirildi ve ülkemiz adim adim gezdirildi. Bu uzmanlar, ülkedeki etnik gruplari, mezhepleri ve ayricaliklarini saptayarak raporlar düzenlediler. Ülkemizdeki egemen güçler, sömürücü kesimler, bu raporlar dogrultusunda çalismalarla çeliskileri körüklemeye basladilar. Yine ayni dogrultuda siyasi partiler kurdular. Bu partilerin denetiminde çesitli örgüt ve dernekler kurdurarak bölücü ve tahrik edici çalismalarini hizlandirdilar.
Iste Sivas olaylari bu zincirin bir halkasidir. Bugüne degin yapilan bölücü kiskirtmalarin sonucu olarak dogmustur. Olaylarin birkaç ay öncesine bakildiginda yöneticilerinin ve oyuncularinin kimler oldugu ve nasil hazirlandigi anlasilacaktir.
a) Sivas'in Divrigi Ilçesi'nde Aleviler çogunluktadir. Burada Türkiye Demir-Çelik Isletlemeleri Genel Müdürlügü'ne bagli Çürek, Divpalet Maden Tesisleri bulunmaktadir. MC döneminde bu isyerlerine çok sayida fasist militan, isçi adiyla alindi. Görevleri sadece yörede Alevi-Sünni çeliskileri yaratmakti. Halka saldiriyorlar, cami bahçelerine patlayici maddeler atarak halki tahrike çalisiyorlardi. Halk, Divrigi'de bu oyunlara gelmedi.
Imranli Ilçesi'nde de ayni oyunlari sergilediler, evler ve isyerleri tahrip edildi, insanlar yaralandi.
b) Ilçelerdeki bu oyunlari fiyaskoyla sonuçlaninca, bu kez oyunlarini Sivas Il Merkezi'ne kaydirmaya çalistilar. Bu çalismalari bazi örneklerle açiklayalim:
1) 11 Agustos 1978 tarihli Hakikat Gazetesi'nde "Bize Göre" sütununda "Ihtilal Basladiktan Sonra" basligi altinda söyle deniliyor: "Gidis budur; Türkiye sartlari içinde ekonomik, sosyal, kültürel ve ideolojik olusumlarla bir bolsevik ihtilaline süratle ve basari içinde gidilmektedir. Bülent Bey de bir kalkan ve alet olarak kullanilmak istenmekte ve kullanilmaktadir."
2) 25 Agustos 1978 tarihli Hakikat Gazetesi "Yarinlar Kimin" sütununda "Masumlarmis" baslikli yazi: ".... Müslüman hemserilerimiz camiide namaz kilarken Allaha küfretmek gafletini gösterenler, Müslümanlar camilerden çikarken üzerlerine kursun yagdiranlar..... Dükkanlari basip haraç istercesine bilmem ne DER'e para topluyorlar."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alewitas.gooforum.com
Balta
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 82
Yaş : 47
Yer : Kanguruular Diyari
Meslek : PCL Engineer
Kisiel Rutbe : Aleviler Birlesin
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: 1978 SIVAS KATLIAMI   26/1/2007, 11:24

3) 1. 9. 1978 tarihli Yeniden Dogus Dergisinin 7. sayfasinda "Kurtulus Yakindir" basligi altinda sunlar yazilmistir: "Fertler olarak kendimizi Islama uydurmak ve Müslüman olmak zorundayiz. Yanlislara mahal olmasin, kendimizi yeni bastan siraya çekip eksikliklerimizi tamamlamak, düzenin bize yamadigi Islamdan olmayan taraflarimizi müsamahasiz ve tavizsiz kesip atmak zorundayiz... Kurtulusumuz yakindir."
4) Sivas Egitim Enstitüsü, MC döneminde komandolarin "egitim" ve saldiri karargahi olmustu. Nasil ki Amerikan üslerine Türk kumandanlari giremiyorlarsa, bu egitim enstitülerine de hiçbir güvenlik kuvveti veya devlet yetkilisi giremiyordu. Girenler ise önceden haber verilerek ve onlarin izni alinarak giriyorlardi. Iktidar degisikligi ile okul yönetimi demokratlastirildigindan dolayidir ki bu fasistler, mevzilerini kaybettiklerini bilerek saldirilarini daha da arttirdilar. Her gün sokaklarda olaylar çikartiyorlar ve adam yaraliyorlardi.
5) Egitim Enstitüsü'nde okuyan bir komandonun arkadasina yazdigi mektup: "Metin kardesim; bu mektubu Sivas'taki olaylardan önce yazdim sonra atiyorum. Bizden bes yarali var. Biz TÖB-DER'e Allah Allah diye saldirirken POL-DER'li polisler üzerimize ates açti, komünistleri hiç kovalamadilar. Ama biz onlari yine de TÖB-DER'e soktuk. CHP binasini, Muslular Kitabevi'ni çesitli solcu kuruluslari tahrip ettik. Simdilik bu kadar. Sabahleyin postahanede bu notu yazdim. Kardesin Remzi Ibicek."
6) Ögretmen Erol Arabaci, okuldan evine yeni dönmüstür, evinin zili çalinir, kapiyi açtiginda üç kisinin silahli saldirisina ugrar, kafasindan ve vücudunun çesitli yerlerinden agir yaralanir. Saldirganlardan birini tanir ve o lütfen yakalanir. Diger ikisi daha ortalarda yoktur, bulunamaktadir.
7) Egitim Enstitüsü ögretmeni Yunus Yildirim okuldan evine oglu Osman'la birlikte dönerken yolda bes kisinin silahli saldirisina ugrar. Ondört tane kursun sikilir, baba ve oglu agir yaralanir. Saldirganlardan ikisini tanirlar, bunlar da lütfen yakalanirlar. Diger üç suç ortagi ortalarda halen yoklar. Kimbilir hangi saldirinin içindedirler?
Ögretmen Seydullah Inangür'ün evine iki defa patlayici madde atilarak tahrip edildi.
9) Altintabak Mahallesi'ndeki Kartal Kiraathanesi'ni kursunladilar.
10) Alibaba Mahallesi'ne gitmekte olan bir grubun üzerine yaylim atesi açiliyor. Biri isçi olmak üzere 4 yurttas yaralaniyor.
Bu kiskirtmalar ve saldirilarin kimlerce, niçin yapildigini iyi bilen Sivas'lilar bu oyunlara gelmediler. Ama kiskirtmalar ve saldirilar durmuyordu. Çünkü emniyet görevlileri ve üst düzeydeki yöneticiler saldirganlari koruyor ve destekliyorlardi.
Her an dogmasi muhtemel olan olaylarin önlenmesi için Sivas milletvekilleri çagrilarak ildeki gerginlik onlara anlatildi ve durumun ilgili sorumlulara iletilmesi ve uyarilmasi istenildi. Ayrica sorun il sorumlularina da iletiliyordu. Önlem alinamadi veya alinmak istenilmedi. Nihayet Ramazan ayi geldi, bu ay istismarin en çok olabilecegi bir aydi. Ramazan ayi içerisinde öylesine yalanlar uyduruluyordu ki, "Aleviler-Komünistler camileri bombalayacaklar, cami vaizini dövdüler. Oruç tutan yurttaslara saldirdilar.." gibi asli ve astari olmayan yalanlar uydurularak her tarafa yayiyorlardi. Öyle bir noktaya gelindi ki halk, bu saldirganlarin olmayan sabotajlarina karsi kendi camilerini beklemek zorunda kaldilar. Nihayet ramazanin sonuna gelinmisti ki saldirgan fasistler bir bildiri ile halki adeta savasa çagirdilar. Bildiride söyle denilmektedir:
"Aziz hemserilerimiz, eceli gelen köpek cami duvarina pisler atasözü tecelli etmektedir. En son çare olarak camiilerimize saldirmayi, mübarek ramazan ayinda yüzümüze sigara üflemeye kadar cüret etmislerdir. Fakat ülkücü Türk gençliginden daima hak ettikleri cevabi almislardir. Ülkücü gençlik olaylari yakindan takip etmekte ve her an uyanik bulunmaktadir. Ancak Vatan müdafaasi sadece gençlere terk edilemez. 'Ben de bu vatanin evladiyim' diyen herkes vazifesini yerine getirmeli ve mücadeleye destek olmalidir..."
Olaylar Basliyor
1- 4. 9. 1978 günü, saat 10.00 siralarinda Alibaba Mahallesi'nde halk, pazar yerinde bayram alisverisi yapmaktadir. Bu siralarda mahallenin üst kesiminde bulunan Çukurtarla Semti'nde patlayici bir madde atiliyor ve yoldan geçen yurttaslara saldiriliyor. Önceden hazirlanan plan geregince ayni anda fasist bir grup da Alibaba pazar yerindeki halka silahla saldirarak "Ey Müslümanlar ne duruyorsunuz, Aleviler, komünistler namazdan çikan Müslümanlara saldirdi, Müslümanlar katledildi" diyerek saldirilarini ve tahriklerini sürdürürler. Bu sirada yasli bir kadin saldirganin açtigi ates sonucu öldürüldü. Birçok kisi yaralandi. Pazar yerindeki tüm esyalar, araçlar talan ve tahrip edildi. Kalabalik giderek büyüyor, mahalle aralarina dalarak evleri yakma, yikma girisimlerini yogunlastiriyorlardi. Olay giderek büyüyor ve tüm bölgeye yayiliyordu. Kadinlar, çocuklar ve yaslilar panik içerisinde sikilan kursunlar altinda nereye siginacaklarini sasirmis, var güçleri ile bagirarak imdat istiyorlardi. Mahalle bir savas alanina dönmüstü.
2- Ayni anda Inönü ve Yigitler Mahallesi'nde de önceden hazirlanan ve oralarda görevlendirilen fasistler ayni sloganlarla bir yandan halki tahrik ediyorlar, diger yandan evleri yakma, yikma ve talan etmeyi sürdürüyorlardi. Habersiz bir baskina ugrayan mahalle halki, ne yapacaklarini sasirmis bir durumda sadece imdat istiyorlardi. Yüzlerce ev, isyeri yakilmis yikilmis ve çok sayida insan yaralanmisti.
3- Diger mahallelerde de taksilerle ellerinde megafonla dolasarak "Ey Müslümanlar camiyi Aleviler bombaladi. 300 dindasimiz katledildi, ne duruyorsunuz. Gün cihat günüdür" seklinde duyurularla halki ayaklanmaya çagiriyorlardi. Fasist hazir güçlerin denetimindeki saldiri ve talan kisa sürede tüm mahallelere ve sehir içine yayildi.
4- Bir kol sehir içerisine yayilmisti. Önceden listelenen ev ve isyerleri tahrikçilerce gözü dönmüs gruba gösteriliyor, orasi talancilar tarafindan hemen yikilip yakiliyordu. Ilk tespitlere göre bu sekilde bine yakin isyeri tahrip ve talana ugramistir. Bu sirada Belediyenin tanzim satis magazasi da tamamen talan edilmistir. Saldirganlar, istasyonda da saldirilarina devam etmislerdir. CHP'ye ait bir bina, belediye binasi ve Vali Konagi da saldiriya ugramis ve büyük hasar görmüslerdir. Vali, kendinin ve çocuklarinin canini kurtarmayi askeri birliklere siginmakta buldu. Ama halkin mali ve cani fasist saldirganlarin insafina birakildi.
5- Saldirganlarin bir kolu Yüceyurt Mahallasi'ne dogru yönelerek önüne gelen her evi ve isyerini yakip yikiyor ve talan ediyordu. Kaçmayi basaramayan yasli kadin ve çocuklar yerlerde sürükleniyor, saldiriya ugruyorlardi. Bu sirada saldirganlardan bir grup da mahallenin camiisine ve caminin bitisigindeki Cami Onarma ve Güzellestirme Dernegi'ne saldirarak tahrip ettiler. Cami bahçesinde de halkin üzerine yaylim atesi açtilar. Bu saldiri olaylarini yasayan Cami Dernegi Baskani ve Yönetim Kurulu üyeleri basina su açiklamayi yaptilar: "4. 9. 1978 Pazar günü, saat: 16.30 siralarinda bir grup fasist saldirgan mahallemize gelerek birçok ev ve isyerlerinin yani sira Yüceyurt Mahallesi Cami Onarma ve Güzellestirme Dernegi'ni de tahrip ederek yagmalamislardir..."
Keza olay esnasinda saldirganlardan birkaçi bakkalda bulunan küçük bir kizin elbisesini yirtarak ona tecavüz etmek istemisler, ancak bir yaslinin müdahalesi ile amaçlarina ulasamamislardir.
Olayin birinci günü, 6 ölü, yüzlerce yarali ve 1000'e yakin isyerinin tahribi, talani ve çok sayida evin de yakilip yikilmasiyla sonuçlanir. Birinci gün olaylarinin nasil tezgahlandigini Sivas'ta çikmakta olan ve sagcilarin yayin organi Hakikat Gazetesi, 7 Eylül 1978 tarihli nüshasinda; "Alibaba'daki olayda hizlarini alamayanlar, sehir merkezine inmisler ve sloganlar atarak Müslümanlari dini kurtarmaya çagirmislardir. Bir anda tahrikler nedeniyle çocuk yastakiler ve ihtiyarlarin da katildigi grup tarafindan Kepenek ve Atatürk Caddesi'nde Kepçeli mevkiindeki bazi isyerleri yakilmaya ve tahrip edilmeye baslanildi... Alibaba Mahallesi'ndeki bir camide ikindi namazi kilan 300 kisinin bir sol grup ve Aleviler tarafindan toptan öldürüldükleri ve caminin havaya uçuruldugu söylentileri üzerine bu semtte kontrol altina alinan olaylar bir anda yeniden baslamistir."
Bu sagci gazetenin haberinde bile halkin nasil tahrik edildigi açikça görülmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alewitas.gooforum.com
Balta
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 82
Yaş : 47
Yer : Kanguruular Diyari
Meslek : PCL Engineer
Kisiel Rutbe : Aleviler Birlesin
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: 1978 SIVAS KATLIAMI   26/1/2007, 11:24

Olayin Ikinci Günü [Home]
Olayin birinci günü sona ererken fasist güçlerin görevlileri, yaptiklari anonslarla, "Her mahallenin kendi kitapliginda toplanarak olaylarin degerlendirmesi"nin yapilmasini istiyorlardi. Bu kitapliklar, Ülkücü Gençlik ve Ülkü Ocaklari'nin mahallelerdeki üsleridir. Aksam buralarda toplanilir, ertesi günkü saldiri plani ve yerleri katilanlara duyurulur, dagilmamalari saglanilmaya çalisilir.
Bayram namazinda okunmak üzere hazirladiklari bildiriyi, "Tahrik ve isyani amaç güttügü nedeniyle okumayacagini" belirten müftü saldiriya ugrar. Bayram sabahi (4. 9. 1978) fasist militanlar cami önlerine giderek namazdan çikan halki olaylara katmak için tahrik ediyor ve baski yapiyorlardi.
Çayyurt Mahallesine Saldiri
Hazirlanan fasist grup Çayyurt Mahallesi'ne saldirarak oradaki tüm ilericilerin evlerine girmek suretiyle ev esyalarini disari çikariyor ve yakiyorlardi. Kadinlari, çocuklari, yaslilari dövüyorlardi.
Bayram Yemeklerine Pisleniyor
Yörenin törelerine göre bayram günleri konuklarina ikram edilmek üzere çesitli yemekler hazirlanir. Saldirganlar bayram hazirligi için yapilan yemeklerin içine pislerler ve "Buyrun birbirinize ikram edin" diyerek bu marifetlerini kalabaliga duyururlar.
Hayvanlara Saldiriyorlar
Bu mahallede saldirdiklari evlerin esyalari yani sira hayvanlara da saldiriyorlardi. Halil Butul'un evindeki inegin kuyrugu kesiliyor ve havada sallandirilarak Hitlervari gösteri yapiyordu. Ve ayni adamin at arabasi tahrip ediliyor ve atlarin kiçina kazik çakilarak öldürülüyor.
Ayni mahallede 60 yaslarindaki Arzu Erciyes linç edilmeye çalisilir. Arzu Ana, feryatlar içerisinde yalvarir. Tekmeler, coplar sirtina inip kalkar. Annesini kurtarmaya çalisan kizi Fadime de bagirip çagirmaktadir. Bu kez kizin üzerine saldirarak tüm elbiselerini yirtiyorlar ve el parmaklarini kiriyorlar. Simdi eli alçida.
Ambargo
Fasistler, bu mahalledeki ilericilere ekmek ve yiyecek verilmemesi için karar aliyorlar ve uyguluyorlardi. Bu mahallede saldiriya ugrayan sol görüslüler zorunlu ihtiyaçlarini iki kilometre uzaktan zorluk ve perisanlik içerisinde saglanmaktadir.
Dedebali ve Gülyurt Mahalleleri
Ayni gün saldirganlardan bir grup bu mahallelere giderek saldirilarini sürdürürler, evleri yikar ve yakarlar. Halki yaylim atesine tutarlar. Olaylar, bir kisinin ölümü ve çogunun yaralanmasi ile sonuçlanir. Ikinci günün olaylari da yüzlerce kisinin yaralanmasi, birçok evin yakilmasi ile sonuçlanir.
Demokratik Kitle Örgütleri Kapatildi
Saldiriya ugrayan dernekler (TÖB-DER, TÜTED, TÜM-DER, Sivas Dev-Genç, SYÖÖ ve diger kuruluslar) güvenlik gerekçesiyle kapatilirlar. Buna karsin saldirilarin asil kaynagi oldugu tüm Sivaslilarca bilinen fasist örgütlerin yan kurulus ve lokalleri su veya bu gerekçe ile açik tutulmaktadir. Örnegin Ülkü Ocaklari lokali pastahane olarak açik tutulmaktadir. Burada yeni saldiri hazirliklari yapilmaktadir.
Güvenlik Kuvvetlerinin Tutumu
Güvenlik kuvvetlerinin bir kismi o gün sivil elbiseleri ile saldirganlarin içinde idi. Bir kismi da saldirganlara bir sey olmasin diye onlari koruma görevi yapiyorlardi. Her ne hikmetse saldiri anlarinda yörenin üst düzeydeki yetkilileri ya izinli, ya da baska yerlerde oluyorlar. Iste Sivas olaylarinda da öyle olmustur. O gün ilde hiçbir sorumlu bulunamiyordu. Yurttaslar öldürülüyor, yaralaniyor, saldiriya ugruyor, isyerleri ve evleri yikiliyor, yakiliyor, talan ediliyor buna karsin engelleyici hiçbir önlem alinmiyordu. Olayin baslamasindan 5-6 saat sonra güvenlik kuvvetleri, enkazlari güvence altina almak üzere duruma hakim oluyorlardi. Suçlular ortalarda yoktu, her yerde oldugu gibi evi, isyerleri yikilan yakilan talan edilen ve saldiriya ugrayan yurttaslar gözaltina aliniyorlardi. Küfürler, tehditler, iskenceler ve tutuklamalar birbirini izledi. Suçlu arama bahanesiyle tüm ilerici ve demokratlarin evleri didik didik aranir. Örnegin, Onkardesler Apartmani. Bu apartman üç bloktan olusmakta ve içinde 20 kadar daire bulunmaktadir. Bu dairelerde sol görüslü yurttaslar oturmaktadir. Bu evler didik didik aranir. Esyalar dagitilir, evde ne kadar kitap, gazete, dergi varsa alinip ******ürülür. Ayni apartman çevresinde yüzlerce ev bulunmaktadir. Bunlarin hiçbiri aranilmadigi gibi aranilan evlerde sanki suç unsuru olabilecek bir sey bulunmus süsü verilerek evi aranmayan kisiler tahrik edilmeye çalisildi. Alibaba mahallesinde ve diger mahallelerde evi yakilan, yikilan, talan edilenlerin evleri öylesine aranildi ki, esyalar sokaklara atiliyor, parçalaniyor ve kiriliyordu. Sanki orasi bir savas alani ve oranin sakinleri esir insanlardi.
Ayrica olaylari kamuoyuna ve basina da çarpitarak veriyorlardi. Deniliyordu ki; "Aleviler ve solcular Alibaba Camiinden çikanlara saldirdiklari için olaylar basladi". Oysa saldiri saat 10.00 siralarinda Çukurtarla Semti ve pazar yerinde baslatilmistir. Bu saat namaz saati degildir ve keza camiye de çok uzaktir. Yine deniliyordu ki; "Çatisma çocuk kavgasi yüzünden çikti." Bunlar hangi çocuklarmis? Sonra bir mahallenin çocuk kavgasi ne diye tüm ilin mahalle ve sokaklarina yayilsin? Eger çocuk kavgasi yüzünden ve aniden çikan bir saldiri ise A mahallesindeki adamlar B mahallesindeki solcularin ev ve isyerlerini nereden ve nasil biliyorlardi ve sadece oraya saldirarak yakiyor, yikiyor ve talan ediyorlardi?...
Gerçekte saldiri çok öncelerden planli olarak hazirlanmis, hedef ev ve isyerlerinin listeleri tutulmus ve bu listeler fasist militanlarin ellerine verilmistir. Sivas'taki bu olay, 4 ana amaca yönelliktir:
1- Alevi-Sünni çeliskisi dogurarak tüm emekçileri birbirine karsi getirmek.
2- Mevcut iktidari yipratarak düsürmek.
3- CHP'nin Türkiye'deki olaylarin tertipçisi oldugunu kanitlamak.
4- Olaylardan yararlanilarak tüm devrimcileri suçlu gösterip cezalandirmak.
Egemen güçler siyasi iktidarin hosgörüsünden ve göz yummasindan yararlanarak bu amaçlarina kismen ulasmislardir. Söyle:
1- Alevi-Sünni çeliskisi yaratma amacina ulasmada belki fazla basari elde edememislerdir. Çünkü olaylari iyi degerlendiren Alevi ve Sünni yurttaslar bu oyunun farkina varmislar ve oyuna gelmemislerdir.
2- Ikinci amaçlari olan mevcut iktidari yipratmakta ise hayli basari saglamislardir. Çünkü dünyada büyük yankilar yaratan Kibris Çikartmasi'ni iki saat içerisinde gerçeklestiren Türk Silahli Kuvvetleri'nin ve 12 Mart'ta zihinlerdeki en gizli örgütleri ortaya çikardigini kivançla söyleyen Emniyet Güçleri'nin gözleri önünde meydana gelen bu yagma, yikma, yakma ve adam öldürmeler saatlerce sürmüstür. Olaylar nasilsa ancak 5-6 saat sonra kontrol altina alinabilmistir. Hem de saldirganlar korunup magdurlar suçlu gösterilerek. Nitekim bazi emniyet görevlilerinin, "Umudunuz Ecevit gelsin de sizi kurtarsin" sözleri hayli etkili olmus ve yüzlerce kisi özenle camlatip odasina astigi Ecevit resimlerini evlerinden indirerek yirtip sokaklara atmistir. Halkin bu davranisi göstermis olmasi, olaylari tezgahlayanlarin hükümeti yipratmak amacinda basarili olduklarinin somut kanitidir.
Keza 12 Mart dönemindeki o fasist baskilar sirasinda evler aranirken, yüzeysel de olsa bir mahkeme karari ile birlikte mahallenin muhtari ve ev sahibi de bulunurdu. Arama sirasinda suç sayilacak esya ve yayinlari alip ******ürüyorlardi. Bir de tutanak tutuluyordu. Oysa bu olayda hiçbir mahkeme karari alinmaksizin, yanlarina muhtar ve ev sahibini de almadan evlerin kapilari kirilarak içeri giriliyor, ev esyalari dagitiliyor, parçalaniyor, kiriyordu. Gazete, kitap, dergi, teyp, radyo gibi esyalari alip ******ürüyorlardi. Evi de açik birakarak gidiyorlardi. Bunu birkaç örnekle açiklayalim:
Istasyon Caddesi'nde bir apartmanda oturan Yüksek Mimar Mühendis Ayse Nevin Kirteke, bayramdan önce Ankara'daki yakinlarinin yanina gider. Olaydan sonra evinin kapisi kirilir, içeri girilir. Yanlarinda hiç kimse bulunmaz. Evdeki esyalar dagitilir, yirtilir, bir kismi alinip ******ürülür. Bu arada fiyati oldukça yüksek olan bir altin bilezik de kaybolur. Nelerin ******ürüldügüne dair hiçbir tutanak da tutulmaz ve evin kapisi açik birakilir. Ev sahibi geldiginde kapinin açik oldugunu ve kapida "Bu eve emniyete haber vermeden kimse girmeyecek" yazili bir kagidin asili oldugunu görür. Oysa günlerce önce kirilan kapi o günden beri açiktir. Hirsizlarin bu emre uyup uymadigini bilemiyoruz.
Avukat Haci Akyol ve Murat Genç'in müsterek oturdugu eve de ayni sekilde kapisi kirilarak girilir. Radyo, teyp ve karyolalari kirilir. Bir teyple bir fotograf makinesi ve Murat Genç'e ait 17.500 TL de kayiplara karisir. Evdeki mahkeme dosyalari, dergi, gazete, kitap, özel mektup ve resimler alinip ******ürülür. Bir tutanak dahi tutulmaz.
Üç oto dolusu cephane ve 4 Filistinli gerilla
Bilindigi gibi bir olayin suçlusunu emniyet kuvvetleri yakalar. Yakalananlarin kimler olduklarini, ne suç islediklerini, üzerlerinden, evlerinden ve isyerlerinden nelerin çiktigini ancak emniyet bilir. Basina ve diger çesitli yerlere olayla ilgili gerekli açiklamayi ya savci, ya vali, ya da emniyet müdürü yapar. Her olayda normal olarak islemesi gereken bu prosedür, Sivas olaylarinda görülmemektedir. Simdi Sivas olaylari ile ilgili olarak sag basina bakalim:
a) 8. 9. 1978 Tarihli Tercüman: "Sivas'ta bir CHP'li avukatla 4 Filistinli gerilla, 3 oto dolusu patlayici madde ile yakalandi... Süphe üzerine çevrilen 3 otomobilde yapilan aramada çok sayida bomba, tahrip kalibi ve dinamit bulunmustur... Murat Genç adli avukat ile isimleri açiklanmayan 4 Filistinli gerilla ve 5 ögrenci yakalanmistir..."
b) 10. 9. 1978 Tarihli Milli Gazete: "Sivas'ta silah ve cephane ile yakalanan avukat ve arkadaslarinin kimlikleri belli oldu."
c) Yine ayni gazetenin ayni tarihli nüshasinda, MSP'li Sivas Milletvekili Temel Karamollaoglu’nun demeci yayinlanir: “Cephanelerle yakalanip tevkif edilen bu avukat bu hükümetle Filistinliler arasinda aracilik yapmaktadir."
d) MHP Genel Baskani Alpaslan Türkes, olaylardan sonra yaptigi basin toplantisinda, Sivas olaylarinin dis mihrakli oldugunu söylüyor, "CHP'li avukatla beraber 4 Filistinli gerillanin yakalanmasi, CHP'lilerin olayla iliskisinin ispatidir..." diyor.
Demek ki, önceden tezgahlanip hazirlanarak sahneye konulan bu oyunun sahte belge ve bilgileri olaylardan önce bu kisilere ve yayin organlarina iletiliyordu.
Olaylar gerçekten anlatildigi gibi miydi? Yoksa kamuoyunu yaniltmak için çarpitilmis miydi? Olayin gerçek yani söyle idi: Avukat Murat Genç Sivaslidir. CHP'lidir. Kendi kisisel çikarlarini en son plana atan, köylülerin, isçilerin, fakirlerin, ögrencilerin davalarina giren; dertlerine, islerine egilen bir kisidir. Bu nedenle Sivas'in tüm ilçe ve köylerince sevilen, saygi duyulan ve güvenilen bir devrimcidir. Bu yüzden o, MIT mensubu oldugu tahmin edilen bazi kisilerce, dolayli haberler gönderilerek; "Isçilerin, köylülerin, devrimcilerin, ögrencilerin davalarina bakmak sana mi kalmis. Basina gelecekleri sen düsün" seklinde tehdit ediliyordu. Keza emniyet görevlileri de, "Ah o Avukat Murat Genç bir elimize düsse..." diye açikça küfürler ediyor, tehditler gönderiyorlardi. Nihayet Sivas'taki kanli olaylar olur. Bu olay, Avukat Murat Genç'i suçlu göstermek için en büyük firsat sayilir. Ne var ki Avukat Murat Genç, olaylardan bir gün önce Malatyali olan ortagi Avukat Haci Akyol'la birlikte Malatya'ya gitmistir ve bayrami orada geçirecektir. Av. Murat Genç olayi Malatya'da aksam TV'den ögrenir ve ertesi günü (4. 9. 1978) Sivas'a hareket eder.
Murat Genç'in yegeni Sivas'in Alibaba Mahellesi'nde oturmaktadir. O da bayrami köydeki dedesinin yaninda geçirmek üzere köye gider. Saldiri olaylarini radyodan duyar. "Acaba evimiz, babam, anam ve çocuklarim ne oldu" diye Sivas'a gelmek üzere köyden arkadaslari ile birlikte yola çikar, Kangal'da jandarmalarca alikonur. Bu haber Murat Genç'e iletilir. Murat Genç Malatya'dan dönerken arabasina Kazim Kirteke adinda bir tanidigi da alir. Beraberce Kangal'a dönerler. Jandarma, "Murat Genç siz misiniz?" diye sorar. Ondan evet yanitini alinca, "Vilayetten emir geldi, seni de gözaltina alacagiz" der ve onu da alirlar, arabada arama yapilir. Kazim Kirtepe'ye ait bir tabanca ve bir miktar mermi bulunur. Böylece Murat Genç, Kazim Kirteke, Hasan Genç ve Cuma Türk gözaltina alinirlar. Ayni sekilde Sivas'taki akrabalarinin durumunu ögrenmek üzere gelen baska kimseler de yolda çevrilerek gözaltina alinirlar. Olay bu.
Hani üç oto dolusu silah, dinamit, tahrip kalibi, bomba... acaba bunca cephane nerede ve ne oldu? Neden adalete teslim edilmemis ve sadece Kazim Kirtepe'nin tabancasi ile mermileri teslim edilmistir. Hele o 4 Filistinli gerilla ne oldular?...
Neredeler? Yoksa öldürüldüler mi? Öldürüldülerse cesetleri nerede? Öldürülmemislerse neden adalete teslim edilmemislerdir? 4 Filistinli gerilla gerçekten yok idiyse; kamuya böyle yalan ve uyduruk haberler neden verilmistir?...
Av. Murat Genç ve digerleri gözleri baglanarak Sivas'a getirilir. Dev Maden-Sen Sube Baskani Mirza Arabaci, Sivas Tip Fakültesi memurlarindan Abdullah Küçükterzi ve Ibrahim Kaygusuz da gece evlerinden alinirlar. Gözleri baglanarak bilinmeyen yerlere ******ürülürler. Falakaya yatirilir, vücutlarina elektrik cereyani verilir. Atilan dayaktan Av. Murat Genç'in üç kaburgasi kirilir, digerleri de sedyelik olurlar...
Cumhuriyet Savci Yardimcisi da iskenceciler arasindadir [Home]
Iskence sirasinda Av. Murat Genç'e yöneltilen sorularin bazilari sunlardir: "Sen niye Imranli olaylarinin davasini aldin? Divrigi'deki olaylarda Yusuf Koçkaya'nin davasini niye aldin? Isçilerin davalarini niye takip ediyorsun? TÖB-DER ve solcularin davalarina niye hep sen bakiyorsun? 1976'da Ecevit'in Sivas'a gelisinde gece çikan olaylarda Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri bile ilgilenmedikleri halde sen niye yakalananlarin davalarina baktin? Milletvekili seçimlerinde neden sol görüslü adaylarin kazanmasi için çalistin? Ülkeyi komünistlere mi teslim etmek istiyorsun?"
Yine iskence sirasinda Av. Murat Genç'e, "Bak kendi elyazinla söyle bir yazi yazacaksin: 'Ben Filistinli gerillalarla isbirligi halindeyim. Düzene karsi halki ayaklandirmak için cephane ve mühimmat hazirliklari yapiyoruz. Ilk partide üç oto dolusu cephane getiriyordum ki yakalandim. Gizli örgütümüz genis çalismalar içerisindedir, yardimlari hep disaridan aliyoruz...' Bunlari genisçe yaz ve imzala. Yoksa buradan diri çikamazsin. Güvendigin Ecevit de seni kurtaramaz, belki yakinda o da senin yanina gelir ve dertlesirsiniz" gibi laflar edilerek alayli, tehditli, küfürlü ve iskenceli bir ifade alma yöntemi uygulanmistir. Iskenceler sürerken Av. Murat Genç tanidik bir ses duyar. O tanidik ses, "Bak yavrum, bu ifadeleri imzala, bana da güven" demektedir. Bu ses Cumhuriyet Savci Yardimcilarindan Ömer Erdogdu'nun sesidir. Murat Genç sesi taniyip "Savci Bey olaylari siz daha iyi biliyorsunuz" dediginde; "Ulan ne savcisi" denilerek verilen açik kapatilmaya çalisilir. Murat Genç yeniden falakaya yatirilir. O ses, yani savci yardimcisinin sesi bir daha duyulmaz olur.
Dev. Maden-Sen Sube Baskani Mirza Arabaci, içinde 24 dairenin bulundugu bir apartmanda oturur. Gece evine baskin yapilir, didik didik aranir. Tüm kitaplari ayirt edilmeksizin alinip ******ürülür. Evde bir sey bulunmaz. Ancak yirmi dört dairenin müsterek kullandiklari bahçede bir tabancanin bulundugu bir polis memurunca söylenir. Mirza Arabaci'yi da Murat Genç'le iliskilendirerek güya gizli örgüt olusturma suçunu kabullendirme denemesine girisirler. Ve "Sen DISK'in ne oldugunu biliyor musun ki, oraya üye oldun?” gibi yüzlerce soru sorulur. "DISK burada örgütlenecek ve ileride komünist darbe yapacak" denilerek örgüt isleri üzerinde durulur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alewitas.gooforum.com
Balta
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 82
Yaş : 47
Yer : Kanguruular Diyari
Meslek : PCL Engineer
Kisiel Rutbe : Aleviler Birlesin
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: 1978 SIVAS KATLIAMI   26/1/2007, 11:25

Nihayet günlerce süren iskence ve sorgular sonunda Sivas adliyesinde savcilik huzuruna çikarilirlar. "Acaba hangi savci huzuruna çikarildilar?" seklinde akliniza gelen ilk soruyu hemen yanitlayalim: Evet maalesef iskenceler sirasinda sesi Av. Murat Genç tarafindan taninan Cumhuriyet Savci Yardimcisi Ömer Erdogdu'nun huzuruna çikarildilar.
Suçlu gösterilen bu kisiler henüz savcinin huzuruna çikarilmadan görevli savci yardimcisi Ömer Erdogdu basina söyle bir açiklama yapar: "Saniklar, durusmada iskence gördüklerini, kendilerinin muayeneye gönderilmelerini istemislerdir. Saniklarin hastaneye sevk istekleri kabul edilmemistir... Saniklarin belli bir örgüt üyesi olduklarina dair henüz bir kanit bulunamamistir. Saniklar, suçlarini polis ve jandarmaya itiraf etmisler, ancak durusmada kabul etmemislerdir..." (Milliyet, 10.9. 1978)
Bu açiklamaya göre savci diyor ki: Hastaneye sevk istegi durusmada reddedildi. Halbuki mahkeme istegi yerinde görerek saniklari doktora sevk etmis ve saniklar iskence gördüklerine dair rapor almislardir. Yine savci Erdogdu, "Hepsi tutuklandilar" diyor. Oysa Ibrahim Kaygusuz, Nihat Gürbüz durusmada; Mirza Arabaci, Hasan Genç ve Cuma Türk de bir üst mahkemeye yapilan itiraz sonucu tahliye olmuslardir.
Görülüyor ki, savci yardimcisi, bu bilgileri önceden ve daha savcilikça hazirlik tahkikati yapilmadan hazirlamis ve basina vermis. Önceden basina verilen o gizli örgütler, silahlar, bombalar, tahrip kaliplari, dinamitler ve 4 Filistinli gerilla komplolari fiyaskoyla sonuçlaninca; bu yalanciliklarini örtbas etme telasi içinde, suçlu gösterilenlere iskence zoruyla belge imzalatilmaya ugrasilmis, ayni sekilde basin da yanlis bilgilerle aldatilmaya çalisilmistir.
Bir de Sivas Emniyet Müdürlügü görevini yapan zatin suçlu gösterilen ve iskenceden geçirilenlere ögüt olarak söylediklerine bakalim: "Ne olacak, beni de 27 Mayis'ta böyle yaptilar ve Yassiada'ya gönderdiler. Bu hep komünistlerin isidir. Size, onlara uymayin, dedigimizde inanmiyordunuz..."
Artik bu kisilerden tarafsizlik beklenir miydi?... Onlar Sivas olaylarinda bal gibi tarafliydilar ve arzuladiklarini basardilar da? Çünkü suçlular suçsuz, suçsuzlar suçlu görüldü, kamuoyuna böyle yansitildi.
Ilkokullarimizda ögrencilerimize her gün "Türküm, dogruyum" andi söyletilir. MHP Genel Baskani kendisini Türklerin savunucusu koruyucusu, saymaktadir. Bu anda göre onun önce kendi dogrulugunu ispatlamasi gerekir. Hani, "Dis mihraklar, 4 Filistinli gerilla, cephaneler", onlara ne oldu, simdi neredeler? Alpaslan Türkes, bunlari ispatlamazsa, biz de onun baskalarina söyledigi, "serefsizlik, yalancilik, iftiracilik" sözlerini kendisine iade hakkini kendimizde bulacagiz.
Üzücü baska bir olay daha
Sagci teröristler, bir yanda olaylari yaratirlarken diger yanda yapilanlarin sorumlulugunu ilericilere ve özellikle de CHP'lilere yüklemeye çalismaktadir. Buna karsin CHP'li yöneticiler bunlarin her saldirisinda oyuna gelip bir adim geriye çekilerek; onlarin suçladiklari kisileri CHP'den ihraç etmeye, derneklerini kapatmaya yönelmektedirler. Hatta ayni asilsiz suçlamalara katilarak adeta onlari dogrulamaya çalismaktadir. CHP bunu yapacagina olaylarin gerçek kökenine inerek nereden kaynaklandigini, kimlerin gücü ve destegi ile yapildigini ortaya çikarmalidir. En akilci yol bu olmasi gerekir kanimizca...
Sonuç
1- Sivas olaylari ne bir mezhep, ne de çocuk çatismasindan çikmistir. Bu dogrudan dogruya tüm emekçilere karsi düzenlenen ve planli bir sekilde sahneye konulan bir oyundur. Bu oyunun amaci emekçi halki sindirmek, baski altinda tutmak ve örgütlenmelerini engellemektir.
2- Sivas olaylari tamamen fasist güçlerce çikarilmistir. Belirtildigi gibi, katliam önceden planlanmis ve çevre illerden, ilçelerden fasist militanlar Sivas'a getirilmistir. Ülkücü Gençlik Dernegi Genel Baskani M. Yazicioglu'nun olaylardan bir gün önce ve olaylar sirasinda Sivas'ta bulunmasi tesadüfi degildir.
3- Tahrip edilen evler ve isyerleri seçimi tesadüf degildir. Saldirilacak yerler, önceden listelenmis ve militanlara verilmistir.
4- Güvenlik kuvvetleri, gerçek suçlular yerine evleri, isyerleri tahrip edilenleri ve olaylarla hiç ilgisi olmayan dernek ve sendika yöneticilerini gözaltina almistir. Gözaltindakilere iskence yoluyla belgeler imzalatilarak onlar, suçlu gösterilmeye çalisilmistir.
5- Sivas olaylari, basina, radyo ve televizyona çarpitilarak verilmis, böylece kamuoyu yaniltilmistir.
6- Saldiriya ugrayanlarin ve saldiri hedefinin salt bir mezhep mensuplari oldugu ve tahrip edilen evlerin, isyerlerinin salt Alevilere ait oldugu seklindeki iddia dogru degildir. Sivas'ta saldiriya salt Aleviler degil, tüm ilericiler, yurtseverler ve demokratlar ugramistir.
7- Alevi yurttaslar Sivas'i terk etmis degiller, çünkü Sivas'ta bir Alevi ve Sünni çatismasi mevcut degildir. Tüm demokratlar ve ilericiler halen güçbirligi halindedirler ve inançli olarak dimdik duruyorlar.” 2


b) Basindan Haberler
Tercüman (8. 9. 1978): “Sivas’ ta CHP’li bir avukat 4 Filistinli gerilla ile Egitim Enstitüsü ögrencisi Kangal Ilçesi’ne 3 otomobil dolusu patlayici madde ******ürürken yakalanmislardir. Dün gece süphe üzerine çevrilen üç otomobilde yapilan aramada çok sayida bomba, tahrip kalibi ve dinamit bulunmustur. Murat Genç adli avukat ile isimleri açiklanmayan 4 Filistinli gerilla ve 5 ögrenci yakalanmis, olayla ilgili sorusturma baslatilmistir...”
Tercüman (8. 9. 1978): “Sivas olaylari bu hale gelinceye kadar görevliler nerede? Saatlerce gsüren yaylim atesi hangi silahla yapilmistir? Bu silahlar ne zaman nereden gelmistir? Bu gerginligin hükümet tarafindan bilinmemesi mümkün degildir. Buna ragmen niçin bir tedbir alinmamis, bunca vatandasin kani dökülünceye kadar beklenmistir. Ne pahasina olursa olsun, devleti eline geçirmeye kalkanlarin, ne pahasina olursa olsun, hükümette kalmak istemeleri ve liyakatsizliklari memleket idaresinden bihaber oluslari olup bitenlere saskin, seyirci kalmalarini saglamistir.
“Bu hükümetten bir çare beklenemez. Vatandasi birbirine düsürmüslerdir....”
Tercüman (9. 9. 1978): “Türkes düzenledigi basin toplantisinda; ‘Sivas’ taki olaylarin her yönü ile içine ideolojik faaliyetlerin girdigi bir Sünni - Alevi çatismasi oldugunu... Töb-Der’li ögretmenlerin olaylari körükledigini, Pol-der’li polislerin ise vatandasin üzerine ates ettigini... Saldirida ölen 9 kisinin Sünni ve bir kisinin Alevi oldugunu... CHP üyesinin 4 Filistinli gerillayla beraber uzun ve kisa menzilli silahlarla yakalandigini belirten haber, bu kanatimizi dogrular mahiyettedir... Sivas’ta olaylar öncesi Egitim Enstitüsüne asiri komünist militanlarin getirilip yerlestirildiklerini... Alevi mahallelerin kiskirtici elemanler tarafindan bir üs olarak kullanildigini ve Sünni vatandaslarin üstünde saldirildigini’ belirtmistir.”
Ortadogu (7. 9. 1978): “Sivas’ ta bayram kanli geçti.
“Bayram arefesinde Sivas’in Alibaba semtinde çocuk meselesinden çikan bir kavga, solcu provokatörlerin halkin içerisine katilarak kiskirtmasi ile bir anda mezhep kavgasina dönmüstür. Tas, sopa, biçak, demir çubuk ve tabancalarin kullanildigi çatismayi ilk anda emniyet kuvvetleri önleyememistir... Olay kisa zamanda bütün Sivas’ta yayilmis ve bu arada çatisan gruplar birçok isyerini tahrip ederek atese vermislerdir.”
Cumhuriyet (4. 9. 1978): “Sivas Valisi Fikret Kozak, olaylarla ilgili olarak basina su bilgileri verdi:
“Olaylar, Sünni ve Alevi yurttaslarin oturduklari Alibaba Mahallesinde çocuk kavgasindan çikmistir. Yasli bir kisi çocuklari ayirmaya gitmis. Ancak henüz bilinmeyen bir nedenle sag egilimli kisiler bu yasli adami ve bir olmasi nedeniyle kisa bir sürede sagcilarla solcular arasinda silahli çatisma seklini almistir. Buradaki çatismada iki kisi ölünce olaylar bu kez tüm kentte yayilmistir...
“Olaylar sirasinda sagcilarin sehirde terör yarattiklari ve Alibaba Mahallesi’nde bazi evlere benzin dökerek atese verdikleri görülmüstür. ‘Kanimiz aksa da zafer Islamin’ diye bagiran ve yüzlerine mendiller baglayan sagci gruplar, demir çubuk ve sopalarla çarsi içinde ve bazi ana caddelerde bulunan dükkanlarin tümünü, Bankalar Caddesi, Posta ve Kepenek Caddesi’ndeki dükkanlarin büyük bir bölümü tahrip etmistir. Olaylar sirasinda polisin yeterli kiskirtmalarda bulunduklarini belirtmistir...
... AA’nin haberine göre emniyet yetkilileri bazi sag çevreleri bir süreden tahriklemre hazirnlandiklarini dünkü olaylarda Aleviler camilere saldiriyor seklinde bir söylentinin rol oynadigini söylemislerdir. Bu arada bazi kisiler de bu söylentiyi yaymak için mahalle mahalle dolasarak halki tahrik etmislerdir.”
c) Cinayetlerin Bilançosu [Home]

1974-1980 Yillari arasinda Sivas’ta islenen siyasi cinayetler:
•Hüseyin ESEN (Ögretmen) 15.05.1974 Sol
•Abdullah CAHUD (Savci) 06.12.1975
•Sinan SAVAS (Ögrenci) 11.01.1976 Sag
•Hasan ULUBAS (Ögrenci) 11.09.1977 Sag
•Fikret ÇAGAN (Bakkal) 07.06.1978 Sol
•Gülsüm KEKLIK (Ev Hanimi)04.09.1978 Sivas Olaylari
•Vedat KANIT (Çocuk) 04.09.1978 Sivas Olaylari
•Bektas GÖKDEMIR 04.09.1978 Sivas Olaylari
•Gülizar BORA (Ev Hanimi) 04.09.1978 Sivas Olaylari
•Musa OGUZ 04.09.1978 Sag Sivas Olaylari
•Bünyamin YILMAZ 04.09.1978 Sag Sivas Olaylari
•Musa KALE 04.09.1978 Sag Sivas Olaylari
•Muhittin AKBAY 04.09.1978 Sag Sivas Olaylari
•Ahmet GÖNENÇ (Ögrenci) 04.09.1978 Sag Sivas Olaylari
•Ömer AKSAK 04.09.1978 Sag Sivas Olaylari
•Ruhi ÖZVAR (Ögrenci) 04.09.1978 Sol Sivas Olaylari
•Ali ILERI (Ögrenci) 04.09.1978 Sol Sivas Olaylari
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alewitas.gooforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: 1978 SIVAS KATLIAMI   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
1978 SIVAS KATLIAMI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» GÖÇ YOLLARI

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ALEVILER BIRLIGI :: ALEVILIK BOLUMU :: Katliamlar, Olaylar Hakkinda-
Buraya geçin: