ALEVILER BIRLIGI

Ozgur ve Demoktrat Platform
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MetinK
Can
Can
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 78
Yaş : 49
Yer : Uzak Diyarlardan...
Meslek : Proleter
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   25/1/2007, 14:51

*1995:
Ceçen militanların 1995'te Trabzon limanındaki Avrasya feribotuna gelmesi herhalde birtakım merkezlerin desteğiyle oldu.

*2003:
Gazi Davasinin bu sehire verilmesi ve yapilan provakasyonlar,linc girisimleri

*KKTC'nin Cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat'ı Trabzon'da konferansa davet edilmis. Trabzon'daki milliyetçi odakların partileri ve sivil toplum örgütleri ve büyük çoğunlukla yerel medya 'Kıbrıs'ı satan adam, Akel uşağı' diye öyle provokasyonlar yaptılar ki, Trabzon'da ve ilçelerinde hiçbir otel Talat'a oda vermedi. Trabzon Emniyet Müdürü bize, 'Halkın sevmediği, tasvip etmediği insanları kente getirmeyin. Güvenliği sağlayamam' demistir.

*2004
yılının Ekim ayında Mc Donalds'a bomba konmasının ardından geçen yılın Ocak ayında futbolcular Fatih Tekke ve Gökdeniz Karadeniz'in araçları kurşunlanmısti.

*6Nisan 2005
Trabzon'da linc girisimi:

Tırmandırılan gerilim sadece bildiri dağıtan sol görüşlü 5 gencin linç edilmesine neden olacaktı. Polis, bayrak yakıldı söylentisiyle galeyena gelen öfkeli kalabalığın elinden gençleri zor kurtardı.

Trabzon'da bildiri dağıtan sol görüşe mensup 5 kişi polise direnince, galeyana gelen ve şehirde "bayrak yakılma" söylentisiyle toplanan yaklaşık 2 bin kişi tarafınan linç edilmek istendi. Başını MHP'lilerin çektiği kalabalık tarafından dövülen bu kişileri kurtaran polis, zırhlı araçla olay yerinden kaçırdı.

*6.2.2006
Santa Maria Katolik Kilisesi'nin 61 yaşındaki papazı Andrea Santaro dün (Pazar) Trabzon'da göğsünden iki kurşunla vurularak öldürüldü. Katilin kimliği henüz belirlenemedi. Görgü tanıklarının iddiasına göre saldırgan 17 yaşında bir genç.

Cinayetin, Danimarka'da yayınlanan Hz. Muhammed karikatürleri nedeniyle işlendiği tartışması sürüyor.

*Son olarak Gazeteci Hrant Dink'in katil zanlısı Trabzonlu Ogün Samast memleketine gitmek isterken Samsun'da yakalandı.17 yasinda ve ülkücülerle iliskisi oldugu iddia ediliyor.

Bu gibi olaylara,saldirilari Türkiyenin her tarafinda görebiliyoruz artik.


Linc ve cinayet kültürü nasil bu derece rahat yer buldu/buluyor?
Kimler buna göz yumuyor ve besliyor?

Neden-sonuc ve cözüm yollari nelerdir?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://metinkahraman.blogcu.com/
Yağız
Forum Bilgini
Forum Bilgini


Kadın
Mesaj Sayısı : 419
Yaş : 57
Yer : Yedi tepenin dibinden
Meslek : ÇEVRECİ İŞÇİ
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   25/1/2007, 19:10

29 Ağustos 2006: Konya Bozkır'da Kürt işçilerle mermer işçilerin kavgası 1000 kişinin katılmasıyla linçe dönüştü. 25 Kürt ilçeden çıkarıldı.
22 Ağustos: Tokat'ta sınava gelen öğrenci, PKK sloganı attığı öne sürülerek ülkücüler tarafından dövüldü.
20 Temmuz: Kırklareli Kıyıköy'de kamp kuran Temel Haklar ve Özgürlükler Dernekleri Federasyonu üyeleri, aranan iki kişiyi jandarmaya vermeyince olay çıktı. 61 kişi Vize'ye getirilirken, ilçede 'PKK'lılar yakalandı' söylentisiyle galeyana gelen kalabalık linç girişiminde bulundu.
12 Mayıs: Mersin'de bildiri dağıtan TAYAD'lılar 'cuma'dan çıkan ülkücülerin saldırısına uğradı.
8 Nisan: Isparta'da, YÖK aleyhine bildiri dağıtan üniversiteliler 'PKK'lı' denilerek linç edilmek istendi.
8 Nisan: Erzincan'da Türkiye Gençlik Federasyonu üyesi 15 kişi 'Tecrite son verilsin' sloganı atarak oturma eylemi yaptı. Sağ görüşlü grup, Türk bayraklarıyla saldırdı.
30 Mart: Sakarya'da Mahir Çayan'ın afişini asan iki üniversiteli 2 bin kişi tarafından linç edilmek istendi, DTP il örgütü tahrip edildi.
25 Şubat: İzmit'te Ülkü Ocağı üyesi 1000 kişi, bayrağı tekmelediğini iddia ettikleri bir kişiyi linçe kalkıştı.
28 Ocak: Ordu'da 'Komünist' gazetesi satan TKP'liler dövüldü.
31 Aralık 2005: Artvin'in Şavşat ilçesinde bildiri dağıtırken dövülen TAYAD'lılar tutuksuz yargılanıyor.
12 Aralık: Samsun'da, bildiri dağıtan Temel Haklar Federasyonu üyesi dört kişi linç edilmek istendi.
10 Ekim: Kayseri'de Ezilenlerin Sosyalist Platformu'nun 15 üyesi TMY'yi protesto ederken dövüldü.
6 Eylül: Öcalan'a destek mitingine giden iki otobüs Bozüyük'te taşlandı. Olaylarda 144 kişi yaralandı.
22 Ağustos: İzmir'de park kavgasında gözaltına alınan Siirt ve Diyarbakırlı beş kişi 1500 kişi tarafından 'PKK'lı diye linç edilmek istendi.
12 Nisan: Sakarya'da, TAYAD'a saldırılara karşı bildiri dağıtan gençler linç edilmek istendi.

_________________
ALEVİLER BİRLEŞİN!!!

Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha,
güzelim dünya elveda
ve merhaba kâinat..


En son tarafından 26/1/2007, 12:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Erkan Sevgi
Kıdemli Uye
Kıdemli Uye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 208
Yaş : 47
Meslek : muhasebe
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   25/1/2007, 19:20

FAŞİZM VE LİNÇ

Ülkemiz son döneminde yaşanılanları düşündüğümüzde akla şu soru geliyor TOPLUMDA LİNÇ KÜLTÜRÜ MÜ hortluyor? Konu ile ilgili olarak bir takım sosyologlar ve yazarlar makale ve açıklamalarda bulunarak konuya dikkat çekme çabası içindeler.

Yaşanılan olayları “toplumun tepkisi”, “yılların birikimi”, “açlık-yoksulluk”, “adalet yönü güçsüz devlet” şeklinde açıklamaya çalışmak yanlış olmasa da eksik kalmaktadır. Gözden kaçırılan nokta olayın en önemli yanıdır.

LİNÇ TOPLUMUN DEĞİL, FAŞİZMİN KÜLTÜRÜDÜR...

Bilinci açık her insan bilir ki “bizler kapitalizme, sömürüye karşıyız” demagojisini yapan faşist hareket kapitalizmin bekçi köpeğinden farksızdır. Karşı olduğu kapitalizm değil aksine aydın düşünce, bilinç, kısaca sol düşüncedir.

Kapitalizmin yaratmak istediği apolitize, sessiz, kendi haklarını dahi savunamayan tepkisiz toplumdur. Ülkemizde de Türk İslam senteziyle harmanlanmış faşist hareketi sol düşünceye karşı kullanılarak yapılmak istenende budur.

Faşist hareket çoğu zaman olduğu gibi çıplak yüzü ile değil bu dönemde olduğu gibi, açlık-yoksulluk kavgasının içinde boğulmuş, umutları tükenmiş, devletini, insanını bırakın kendisine dahi güveni kalmamış bilinci kapalı insanları kullanarak kendini göstermiştir. Az evvel açıklamaya çalıştığım kitlenin de en tehlikeli silahı LİNÇ eylemidir.

Bu öyle bir düzmece oyun ki medya, bir takım aydınlar, bilim adamları olayın arkasındaki gerçek hareketin ortaya çıkmaması ve daha da yaygınlaşması için elinden geleni yapmaktadır. Ve bu amaçla yaşanılan LİNÇ eylemlerini toplumun haklı tepkisi gibi göstermeye çalışmaktadır.

LİNÇ olgusuna giydirilmeye çalışılan bu kimlik FAŞİZMİN çirkin yüzünü gizlemeye çalışmaktan öte bir şey değildir.

LİNÇ TOPLUMUN DEĞİL, FAŞİZMİN KÜLTÜRÜDÜR...

_________________
Türkü Su
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
eylüleren
Yenı Uye
Yenı Uye
avatar

Mesaj Sayısı : 31
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   25/1/2007, 22:07

Türkiye’de linç kültürü mü oluşuyor?


Siyasetçi, sosyolog, psikolog ve sivil toplumcular son günlerde yaşanan linç olaylarını değerlendirdi. İşte tespitleri: Bu olaylar uzun yılların birikimi. Türkiye’yi bu günlere yoksulluk, sen-ben ayrımı ve yöneticilerin linci alenen onaylaması getirdi

İSTANBUL - Türkiye son günlerde “linç” sözcüğünü çok sık duyar oldu. İstanbul’daki 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında Lübnan’a asker gönderilmesini protesto eden öğrencilerin açtığı pankart, linç girişimine neden oldu. Bu olayın hemen ardından İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın, “Gerekli ve güzel bir tepki” sözleri tartışma yarattı. Türkiye’de linç kültürü mü oluşuyordu? Türk halkı her zamankinden daha tepkili ve öfkeli miydi? İnsanları galeyana getiren linç edilmek istenen kişiler miydi yoksa sorunlar mı? Siyasetçi, psikolog, sosyolog ve sivil toplum kuruluşu üyeleri bu soruları yanıtladı:

OTORİTELER ŞİDDETİ DESTEKLERSE LİNÇ KÜLTÜRÜ GELİŞİR
(Prof. Dr. Arus Yumal Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Bşk.)
“Şiddet kültürünün yaygın olduğu toplumlarda şiddeti olumlayan, yüceleyen ve hatta kutsayan toplumlarda linç kültürü kendisine beslenecek toprak bulur. Türkiye de dayağın cennetten çıkma olduğunu söyleyen bir ülkedir. Biz kendimizinkinden başka fikirlere açık olmayan, farklı görüşleri ve davranışları kaldıramayan ve bunları yok etmek için şiddete başvuran bir toplumuz. Medya ve söylem araçlarını elinde bulunduran ya da bunlara kolay erişen politikacılar ve fikir önderleri bu kültürün gelişmesinde önemli rol oynuyor. Ülkemizde şiddetin her türlüsüne karşı olmak yerine milliyetçilik, namus, din gibi motiflerle şiddetin bazı şekillerini meşru gören bir anlayış hakimdir. Yani ‘Kurşun atan da kurşun yiyen de kahramandır’ anlayışını topluma empoze eden söylemlerle, Celalettin Cerrah’ın sözleri, zaten en küçük provokasyonda şiddete meyilli olan kitleleri anında harekete geçirebiliyor. Bu da linç kültürünün Türkiye’de nasıl bu hale geldiğini iyi açıklıyor. Şiddetin iletişim biçimi olarak benimsendiği toplumlarda eğer bunlar otoriteler tarafından da açık ya da gizli olarak destekleniyorsa linç kültürünün gelişmesi olasıdır. İnsanlar bir toplumsal cezalandırma yoluna gitmek istiyor.

İYİ OLDU DEMEK, YİNE LİNÇ EDEBİLİRSİNİZ DEMEKTİR
(Prof. Dr. Kemal Arıkan, Cerrahpaşa Tıp Fak. Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi)
“Türkiye’de hukuk sistemi iyi işlemediği için insanların adalete güveni yok. İnsanlar kendi adaletlerini kendileri oluşturuyor. Bu uzun yılların birikimidir ve bunda politikacıların rolü çok büyüktür. Çünkü onların linçi onaylaması kadar cesaretlendirici bir şey yoktur. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, pankart açan öğrencilere linç girişimi için sarf ettiği ‘Gerekli ve güzel tepki’ sözü bunun en büyük örneğidir. Çünkü ‘iyi oldu’ demek ‘bundan sonra da linç edebilirsiniz’ demektir. Özellikle telkine açık toplumlarda bu tür olaylara daha sık rastlanır. Galeyana gelen insanlar, genellikle sosyal gelişimini tamamlamamış, kendi özgür iradesini kullanma konusunda sorunları olan insanlardır.

Linç kültürü insanları korkutur ve linç olma korkusu yaşayan toplumun insanları demokratik tepkilerini ortaya koymaktan çekinir. Dolayısıyla kendilerini demokratik yollarla ifade etmek durumunda olan sivil toplum kuruluşları da bu durumdan olumsuz etkilenir. Yani linç kültürünün bu hale gelmesi toplum ve demokrasi adına kötü ve tehlikeli bir durumdur.”

ÇÖZEMİYORSANIZ, YOK EDERSİNİZ
(Şenay Demir, Klinik Psikolog)
“Linç, problem çözme, problemi anlama ve hoşgörünün azaldığı noktada sorun olarak nitelenen şeyin yok edilmesine yönelik ilkel bir toplumsal davranış modelidir, burada bir ruhsal histeri bileşkesi de vardır. Linç, gelişmemiş, üst yapıları oluşmamış ve geri ahlaki değerleri bir sığınma ve korunma olarak tanımlayan toplumlarda, o değerleri tehdit ettiği düşünülen her şeyi yok etme dürtüsüdür. Siyasilerimizin ve yöneticilerimizin konuşmalarında şiddet yönlendirmesi çok fazladır, daha çok bloklaşma ve bölme mekanizmasını ortaya çıkaran konuşmaları vardır. Yani ben, sen ve öteki kavramları kullanılır. İyi özellikler bize aittir, kötü özellikler ise öbürüne aksedilir ve ötekinin yok edilmesi gerekir. Siyasiler de bunu fazlasıyla yapıyor. Celalettin Cerrah’ın yaptığı bunu tetikleyen bir durumdur. Geçmişte de başbakanlarımız bunu çok yaptı. Toplumsal bunalım dönemlerinde, bireylerin tek tek hayatlarının ve mevcudiyetlerinin tehdit altında olduğu noktalarda, bireysel sıkıntılar bastırılarak bunlara toplumsal bir paye verilir ve tek bir düşman bulunur. Böylece bireylerin üzerindeki baskı kalkar, bu da kişinin linç etmesini sağlar. Linç bir gelişmişlik sorunudur ve en ilkel düzeyde bir araya geliş biçimidir.”


NEDENİ YOKSULLUK VE İKTİDARIN SERTLİĞİ
(Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul Milletvekili)
“Linç kültürünün gelişmesinin birinci nedeni yoksulluktur. Yoksulluk insanları en ufak olaylara karşı tepkili hale getirir. İkincisi siyasal iktidarların izlediği politikalar ve söylemlerindeki sertliktir. Üçüncüsü de bürokratik kadrolardır. Yasaları uygulamakla sorumlu kişilerin yasalara aykırı söylemleri, örneğin Celalettin Cerrah’ın sözlerini bu bağlamda değerlendirebiliriz. Bütün bunlar linç kültürünün beslenmesine neden oluyor ve yasayla çözümlenmesi gereken bir konuda belli kişilerin ve grupların, ‘ben cezayı veririm’ mantığını egemen kılıyor. 12 Eylül öncesindeki çatışmalarda dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, ‘Tesbih çekenle tetik çekeni bir tutamazsınız ve ‘bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz’ demişti. Oysaki siyasetçilerin ve toplumbilimcilerin olaylara böyle tek yönlü bakmaması lazım, olayları daha sağlıklı görmeleri açısından bu çok önemlidir. Sayın Başbakanın yanında en azından üç sosyolog olsaydı, daha farklı bir konuşma şekli belirlerdi.

’CEVABI HALK VERMİŞTİR’ DENMEMELİ
(Süleyman Çelebi, DİSK Başkanı)
“Kendilerini bu ülkenin mirasçıları kabul eden ve yargısız bir ilişkiyle müdahale eden anlayışlar, bu süreçte kendilerini güvenlik güçlerinin yerine koyarak yeni bir gerilime neden oluyorlar. Özellikle zaman zaman, ‘Cevabı halk vermiştir’ şeklinde açıklama yapanlar bunun sorumlusudur ve bu davranışların onaylanması mümkün değildir.
Biz Celalettin Cerrah’ın sözlerini de Türkiye açısından büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz. Bu sözleri, adalete ve güvenlik güçlerine ilişkin görevin bir başkasına ihale edilmesi olarak görüyoruz. Bu toplumu susturma ve ağzını kapatma dayatmasını da ifade özgürlüğünün ve demokratik hakların engellendiği bir nevi sıkıyönetim uygulaması olarak nitelendiriyoruz.”

YÖNETİCİLER MEŞRULAŞTIRIYOR
(Mehmet Şandır, MHP Genel Başkan Yardımcısı)
“Linç bir sosyal psikoloji travmasıdır, aslında siyasette ülkemiz açısından çok tehlikeli bir sürecin işaretidir. Yani artık her sebebe bir linç hadisesi yaşayabiliriz, bunu çok tehlikeli buluyoruz. Bunu oluşturan şartlar ülkemizin kötü yönetildiğinin ifadesidir. Toplum önünde bulunan siyasetçi ve yöneticilerin bu tür olaylara yaklaşımları, meseleyi meşrulaştırıyor ve teşvik ediyor. Sonuçta her zamankinden çok daha fazla bu türlü linç hadiseleriyle karşılaşıyoruz, üzerinde durulması ve tedbir geliştirilmesi gereken çok önemli bir sorundur. Cerrah’ın söylemini doğru bulmuyoruz. Türkiye’de içinde bulunduğumuz şartlar nedeniyle insanlarımız tahammülsüz, sabırsız ve hoşgörüsüz bir duruma geldi. Bütün bunlar linç kültürünün artmasında etkilidir ve buna sebep olan tüm siyaset ve devlet yönetimi de bu sürecin oluşmasında suçludur. Ancak bu durum sadece siyasilerin değil, toplumun ortak sorunu ve sorumluluğundadır.”

http://www.ntv.com.tr/news/384069.asp
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
sunam
Guvenilır Üye
Guvenilır Üye
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 162
Yaş : 45
Meslek : işsizlik
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   25/1/2007, 23:37

Size katılıyorum sayın Erkan sokak faşizimim adını link kültürü diye meşruluk kazandırıyorlar yapılan yaşanılam olaylar bal gibi faşizmin kılıf degiştirmiş halidir....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yağız
Forum Bilgini
Forum Bilgini


Kadın
Mesaj Sayısı : 419
Yaş : 57
Yer : Yedi tepenin dibinden
Meslek : ÇEVRECİ İŞÇİ
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   26/1/2007, 10:09

Linç kültürünün faşizmden daha komplike olduğunu düşünüyorum. Çünkü faşizm en nihayetinde temelini ırkçılıktan alır. Oysa linç etme olayının gerçekleşmesi için ırkçılık temelinde bir durum olması gerekmiyor. Örneğin recm olayları da bu kültürün içine girmekte. Bu şekliyle de daha çok dinsel kılıf giydiriliyor.

Faşizm, örgütlenebilmek için dinleri kullanmakla birlikte dinlerin faşizmden daha eski olduklarını unutmamak gerekir.

Toplumların tarihinde olan bir olgu linç. Bu olguyu hangi dönemdeki devlet olursa olsun kendi lehine kullanıyor. Bu kültürün oluşmasına katkı sunuyor.

Tıpkı yaşadığımız ülkede olduğu gibi.

Oysa sadece yaşadığımız ülkede bu kültür görülmüyor. Yeryüzünde linç eylemine rastlanılmayan iki ülke var arkadaşlar. İsveç ve İsviçre.

Yani bu durumda diğer ülkelerin hepsinde faşizmin olduğunu mu iddia edeceğiz.

_________________
ALEVİLER BİRLEŞİN!!!

Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha,
güzelim dünya elveda
ve merhaba kâinat..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Erkan Sevgi
Kıdemli Uye
Kıdemli Uye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 208
Yaş : 47
Meslek : muhasebe
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   26/1/2007, 10:19

Yağız demiş ki:
Linç kültürünün faşizmden daha komplike olduğunu düşünüyorum. Çünkü faşizm en nihayetinde temelini ırkçılıktan alır. Oysa linç etme olayının gerçekleşmesi için ırkçılık temelinde bir durum olması gerekmiyor. Örneğin recm olayları da bu kültürün içine girmekte. Bu şekliyle de daha çok dinsel kılıf giydiriliyor.

Faşizm, örgütlenebilmek için dinleri kullanmakla birlikte dinlerin faşizmden daha eski olduklarını unutmamak gerekir.

Toplumların tarihinde olan bir olgu linç. Bu olguyu hangi dönemdeki devlet olursa olsun kendi lehine kullanıyor. Bu kültürün oluşmasına katkı sunuyor.

Tıpkı yaşadığımız ülkede olduğu gibi.

Oysa sadece yaşadığımız ülkede bu kültür görülmüyor. Yeryüzünde linç eylemine rastlanılmayan iki ülke var arkadaşlar. İsveç ve İsviçre.

Yani bu durumda diğer ülkelerin hepsinde faşizmin olduğunu mu iddia edeceğiz.

Bu durumda linç olgusunu toplumların sosyal tepkisi gibi algılamak gerekir anlamı çıkıyor ortaya. Ben buna katılamıyorum. Altta yatan sebebi milli duygular veya dinsel duygular yada ahlaki duygular olsun bu olguyu bu duyguları kullanarak tetikleyen bir güç olmuştur diye düşünüyorum.

Mutlaka linç olgusu dini amaçlar içinde kullanılmıştır, kullanılmaktadır. Fakat faşist düşünceyi daha tehlikeli görmemden kaynaklı dinden ziyade linç için faşist kültür diye nitelendirme yaptım.

_________________
Türkü Su
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yağız
Forum Bilgini
Forum Bilgini


Kadın
Mesaj Sayısı : 419
Yaş : 57
Yer : Yedi tepenin dibinden
Meslek : ÇEVRECİ İŞÇİ
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   26/1/2007, 10:51

Erkan Sevgi demiş ki:
Yağız demiş ki:
Linç kültürünün faşizmden daha komplike olduğunu düşünüyorum. Çünkü faşizm en nihayetinde temelini ırkçılıktan alır. Oysa linç etme olayının gerçekleşmesi için ırkçılık temelinde bir durum olması gerekmiyor. Örneğin recm olayları da bu kültürün içine girmekte. Bu şekliyle de daha çok dinsel kılıf giydiriliyor.

Faşizm, örgütlenebilmek için dinleri kullanmakla birlikte dinlerin faşizmden daha eski olduklarını unutmamak gerekir.

Toplumların tarihinde olan bir olgu linç. Bu olguyu hangi dönemdeki devlet olursa olsun kendi lehine kullanıyor. Bu kültürün oluşmasına katkı sunuyor.

Tıpkı yaşadığımız ülkede olduğu gibi.

Oysa sadece yaşadığımız ülkede bu kültür görülmüyor. Yeryüzünde linç eylemine rastlanılmayan iki ülke var arkadaşlar. İsveç ve İsviçre.

Yani bu durumda diğer ülkelerin hepsinde faşizmin olduğunu mu iddia edeceğiz.

Bu durumda linç olgusunu toplumların sosyal tepkisi gibi algılamak gerekir anlamı çıkıyor ortaya. Ben buna katılamıyorum. Altta yatan sebebi milli duygular veya dinsel duygular yada ahlaki duygular olsun bu olguyu bu duyguları kullanarak tetikleyen bir güç olmuştur diye düşünüyorum.

Mutlaka linç olgusu dini amaçlar içinde kullanılmıştır, kullanılmaktadır. Fakat faşist düşünceyi daha tehlikeli görmemden kaynaklı dinden ziyade linç için faşist kültür diye nitelendirme yaptım.

Şu an ki görüntüsü bu. Yani faşizm. Ama sorunun daha temeline inmemiz gerekirse ya da en azından ben böyle düşünüyorum. Bu sorunun temeli sömürü sistemine dayanmakta.

Tıpkı Faşizmin de aynı sisteme dayanması gibi.

Ülkemizde ise 12 Eylül'den çok daha önceleri de, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de, muhtemelen daha önceki dönemlerde de bu olgu vardı. Bunu biliyoruz.

Yani bu toplum uslu uslu otururken, birden faşizmle tanışıp, toplum tarihi için çok kısa olacak onlarca yılda bu davranış biçimini geliştirmedi. Bu şekilde davranışların bu kadar içselleşmesi için yüzyılların geçmesi gerekir.

Devletin kutsal sayıldığı ve sömürü ile şekillenmiş yüz yıllar. Bu yüzden linç kültürünün daha komplike olduğunu düşünüyorum dedim.

Bu durumda bile toplumların sosyal davranış biçimi olarak kabul edilemez diye düşünmekteyim. Yani bu anlamda sizinle aynı fikirdeyim.

_________________
ALEVİLER BİRLEŞİN!!!

Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha,
güzelim dünya elveda
ve merhaba kâinat..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MetinK
Can
Can
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 78
Yaş : 49
Yer : Uzak Diyarlardan...
Meslek : Proleter
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   28/1/2007, 21:41

Linc Olaylari üzerine yapilan aciklamalar:

CEVABI HALK VERMİŞTİR’ DENMEMELİ
(Süleyman Çelebi, DİSK Başkanı)


“Kendilerini bu ülkenin mirasçıları kabul eden ve yargısız bir ilişkiyle müdahale eden anlayışlar, bu süreçte kendilerini güvenlik güçlerinin yerine koyarak yeni bir gerilime neden oluyorlar. Özellikle zaman zaman, ‘Cevabı halk vermiştir’ şeklinde açıklama yapanlar bunun sorumlusudur ve bu davranışların onaylanması mümkün değildir.
Biz Celalettin Cerrah’ın sözlerini de Türkiye açısından büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz. Bu sözleri, adalete ve güvenlik güçlerine ilişkin görevin bir başkasına ihale edilmesi olarak görüyoruz. Bu toplumu susturma ve ağzını kapatma dayatmasını da ifade özgürlüğünün ve demokratik hakların engellendiği bir nevi sıkıyönetim uygulaması olarak nitelendiriyoruz.”

OTORİTELER ŞİDDETİ DESTEKLERSE LİNÇ KÜLTÜRÜ GELİŞİR
(Prof. Dr. Arus Yumal Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Bşk.)


“Şiddet kültürünün yaygın olduğu toplumlarda şiddeti olumlayan, yüceleyen ve hatta kutsayan toplumlarda linç kültürü kendisine beslenecek toprak bulur. Türkiye de dayağın cennetten çıkma olduğunu söyleyen bir ülkedir. Biz kendimizinkinden başka fikirlere açık olmayan, farklı görüşleri ve davranışları kaldıramayan ve bunları yok etmek için şiddete başvuran bir toplumuz. Medya ve söylem araçlarını elinde bulunduran ya da bunlara kolay erişen politikacılar ve fikir önderleri bu kültürün gelişmesinde önemli rol oynuyor. Ülkemizde şiddetin her türlüsüne karşı olmak yerine milliyetçilik, namus, din gibi motiflerle şiddetin bazı şekillerini meşru gören bir anlayış hakimdir. Yani ‘Kurşun atan da kurşun yiyen de kahramandır’ anlayışını topluma empoze eden söylemlerle, Celalettin Cerrah’ın sözleri, zaten en küçük provokasyonda şiddete meyilli olan kitleleri anında harekete geçirebiliyor. Bu da linç kültürünün Türkiye’de nasıl bu hale geldiğini iyi açıklıyor. Şiddetin iletişim biçimi olarak benimsendiği toplumlarda eğer bunlar otoriteler tarafından da açık ya da gizli olarak destekleniyorsa linç kültürünün gelişmesi olasıdır. İnsanlar bir toplumsal cezalandırma yoluna gitmek istiyor.

İYİ OLDU DEMEK, YİNE LİNÇ EDEBİLİRSİNİZ DEMEKTİR
(Prof. Dr. Kemal Arıkan, Cerrahpaşa Tıp Fak. Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi)

“Türkiye’de hukuk sistemi iyi işlemediği için insanların adalete güveni yok. İnsanlar kendi adaletlerini kendileri oluşturuyor. Bu uzun yılların birikimidir ve bunda politikacıların rolü çok büyüktür. Çünkü onların linçi onaylaması kadar cesaretlendirici bir şey yoktur. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, pankart açan öğrencilere linç girişimi için sarf ettiği ‘Gerekli ve güzel tepki’ sözü bunun en büyük örneğidir. Çünkü ‘iyi oldu’ demek ‘bundan sonra da linç edebilirsiniz’ demektir. Özellikle telkine açık toplumlarda bu tür olaylara daha sık rastlanır. Galeyana gelen insanlar, genellikle sosyal gelişimini tamamlamamış, kendi özgür iradesini kullanma konusunda sorunları olan insanlardır.

Linç kültürü insanları korkutur ve linç olma korkusu yaşayan toplumun insanları demokratik tepkilerini ortaya koymaktan çekinir. Dolayısıyla kendilerini demokratik yollarla ifade etmek durumunda olan sivil toplum kuruluşları da bu durumdan olumsuz etkilenir. Yani linç kültürünün bu hale gelmesi toplum ve demokrasi adına kötü ve tehlikeli bir durumdur.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://metinkahraman.blogcu.com/
Hüseyin69
Yenı Uye
Yenı Uye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 18
Yaş : 48
Meslek : oneee ???
Kayıt tarihi : 27/01/07

MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   30/1/2007, 21:05

linc cinayet katliam vs gibi en iyi yorumu herzamanki gibi can dündar in kaleminden dinlemek daha ayricaliklidir


Can Dündar anlatıyor: “16 Mart 1978 Perşembe günü. Öğleyin. İstanbul Üniversitesi çıkışında 100 kişilik öğrenci grubunun üzerine bomba atılıyor. 7 ölü, 47 yaralı var. Esmer, kısa boylu, hırkalı bombacı, TNT'yi solcu grubun üzerine atıp, üniversitenin merdivenlerinden kaçmaya başlıyor. Öğrenciler kaçışırken Beyazıt Kütüphanesi önünden de otomatik silahlarla yaylım ateşi açılıyor. Gençler de polis de yere kapaklanıyor. Ayağa kalktıklarında polis ateş açan saldırganları takip için fırlıyor. Arkadan bir ses: "Geri dönün" diye bağırıyor. Polis geri dönüyor. Katiller kaçıyor. Geri dönen polislerden biri Yahya Gergin. Olayın ayrıntılarını yıllar sonra 32. Gün'den Rıdvan Akar'a anlatıyor. Meğer normalde 30-40 polisin görev yaptığı kapıda o gün sadece 9 polis görevlendirilmiş. Failleri kovalarken kendilerine "Geri dönün" diye bağıran amiri de merak edip araştırmış. O komiser yardımcısının adı Reşat Altay'mış. Belki o günü yazar Altay anılarında. Sonra bandı 14 yıl ileri sarar: Nisan 1992. Çiftehavuzlar'da bir örgüt evi. 3 Dev-Sol militanı kıstırılıyor. İstense beklenip teslime zorlanabilirler. Ama hayır; polis evi basıyor ve 3'ünü de öldürüyor. Bu yargısız infazın ardından 22 polis hakkında "kasten adam öldürmek" suçlamasıyla dava açılıyor. Daha sonra "Zor kullanma yetkilerini kullanmışlardır" diye beraat eden sanıklar içinde ileride Susurluk davasında tanıyacağımız isimler var: İbrahim Şahin gibi. Ayhan Çarkın gibi. Tanıdık bir polis daha var: Reşat Altay. Ne kadar renkli anılar bunlar. 4 yıl daha geçiyor... Sayfalar çevriliyor. 3 Kasım 1996. Susurluk skandalı patlıyor. Kazada ölen Abdullah Çatlı'nın bütün ilişkileri ortaya seriliyor. Çatlı'nın telefon kayıtları incelemeye alınıyor. Ve şaşırtıcı sonuç ortaya çıkıyor: Kırmızı bültenle aranan Çatlı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi'nin müdürüyle 5 kez telefonla görüşmüş. Kim var şubenin başında? Doğru tahmin ettiniz: Reşat Altay. Altay anılarını yazsa, bu ilişkileri anlatsa, bütün bunlara rağmen nasıl sürekli terfi edip Gaziantep'e, Bursa'ya, Trabzon'a emniyet müdürü olduğunu izah etse, biraz da Trabzon'daki örgütlenmelerden bahsetse iyi olmaz mı? Biz de Türkiye'nin son 20- 30 yılının hikayesini onun kaleminden okuruz; okudukça sürekli baş sayfaya dönen bir kanlı tarihi tekrar tekrar öğreniriz.”


ben yorumumu yaziyi sizinle paylasirken yapmis bulunmaktayim tabiki simdilik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Linc ,Cinayet Kültürü ve Fasizm
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ALEVILER BIRLIGI :: GENEL KONULAR :: Güncel Konular ve Bilgiler-
Buraya geçin: