ALEVILER BIRLIGI

Ozgur ve Demoktrat Platform
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 DİN VE SİYASET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Erkan Sevgi
Kıdemli Uye
Kıdemli Uye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 208
Yaş : 46
Meslek : muhasebe
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: DİN VE SİYASET   25/1/2007, 16:19

DİN ve SİYASET

Yüzyılımız bir çok insanın beklemediği, siyasi, ideolojik, teknolojik sürpriz gelişmelerle geçiyor. Bunları tek tek irdeliyecek değilim elbette. Başlıktan da anlaşılacağı üzere yüz yılımızda din ve siyaset arasındaki ilişkiyi konuşalım ve değerlendirelim istedim.

Bütün büyük dinlerin tarih içersinde hükümdarlıklara, krallıklara ve devletlere arka planda nasıl şekil verdiği ortadadır. Birçok hükümdarın veya kralın baş danışmanı hep bir din adamı olmuştur.

Avrupa tarihini inceleyecek olursak papalık kurumunun krallıklar üzerindeki güçlü etkisini görmemek mümkün değil. Arap ülkelerinin tarihine bakarsak; islamiyetle birlikte Avrupa dan farklı olarak direk dini kurallarla ve din adamları ile yönetildiklerini görüyoruz.

Türk lerin tarihinde de bu durum pek farklı gelişmemiştir. İslam öncesi veya sonrası dini otoritelerin devlet yönetime etkisi kimi zaman gizli kimi zaman aleni fakat hep güçlü bir şekilde olmuştur.

Yüzyılımız başları, dinin siyasete olan bu güçlü etkisini yitirdiği gibi bir görüntü sergilemekteydi. Değişen eski ideolojiler, yeni akım ve kavramlar farklı bir dünya siyasetinin geliştiği gibi bir izlenim vermekteydi. En azından din yönetime eskiye göre fazla dayatma yapamıyor, toplumu yönlendiremiyor. Aksine yönetimler dini görüşlerden ziyade globalleşen dünya siyasetinden etkileniyor, laik bir yönetim anlayışı tüm dünyayı sarıyor şeklinde bir gelişme gibi görünüyordu.

Fakat yüzyılın sonlarına doğru bu tablonun gerçek bir görüntü olmadığı, dinin siyasi ve toplumsal olaylara etkisinin hala güçlü bir şekilde devam ettiğini gösterdi bizlere.

Avrupa, Ortadoğu ve Amerika da din siyasete giderek daha fazla karışmaya başladı. Emperyalizm karşısında sosyalizm ve komünizmin kaybettiğinin ilan edilmesi (ki bu ilanı verenlerin telaş içersinde yanılgılarını gizleme çabası ile yaptıkları ayrı bir tartışma konusu olabilir) dini tabuların hoşgörü ve ahlaki değerler kisvesi ile kabul edilmesine yol açtı. Bu aydınlanma karşıtı hareketten sizlerinde fark ettiği gibi en çok ifade özgürlüğü nasibini aldı.

Günümüzde artık ABD başkanlarının göreve gelirken Tanrıya ve ülkeye yemin etmeleri, Britanya parlamentosunun her oturuma Hıristiyan duaları ile başlaması, Vatikan ın Avrupa anayasa anlaşmasının giriş bölümüne Tanrı'nın tanındığına dair bir ifade eklenmesi için baskı kurması, ülkemizde devlet yönetiminin açık açık bir şeyhe bağlılığını göstermesi topluma oldukça normal gösterilmekte. Hatta bunların eksikliğinin yanlış olacağı inancı yerleştirilmekte ve fark ettirilmeden laik devlet anlayışı ve düzenine zarar verilmektedir.

_________________
Türkü Su
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yağız
Forum Bilgini
Forum Bilgini


Kadın
Mesaj Sayısı : 419
Yaş : 56
Yer : Yedi tepenin dibinden
Meslek : ÇEVRECİ İŞÇİ
Kayıt tarihi : 25/01/07

MesajKonu: Geri: DİN VE SİYASET   25/1/2007, 19:00

Sn.Erkan Dost,

Bu sorun çok katmanlı bir sorundur.
Ben yine de aklımın yettiğince düşüncemi söylemek isterim.

Din ile siyaset tarih boyunca hep yan yanadır. Daha direkt olarak söylemek gerekirse dinler her zaman devleti oluşturan ayaklardan biri olmuştur.
Dinlerin ilk görüldüğü toplumlar sınıflı toplumlardır. Devletin ilk görüldüğü toplumların da sınıflı toplumlar olması gibi. Bilindiği üzere sınıfsız toplumlarda, insanların doğa’yı anlamak, tanımlamak için yaptığı gözlemler ile inançlar oluşturulmuştur. İnançlar ile dinler farklı oluşumlardır.
Ben bu açıdan bakıyorum. Bu yüzden siyaset ile dinin yan yana olması bana tuhaf gelmiyor. Bu ikisinin binlerce yıl birbirini tamamladığını düşünüyorum.
Bugün de böyledir. Çünkü toplumların örgütlenmesi hala sınıfsaldır.
Laiklik ise bence çok doğru bir düşünce olmakla birlikte hala tam anlamıyla uygulanabilmiş değildir. Laikliğin tam hakkıyla uygulandığı toplumlar demokrasiye kavuşabilir. Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması ile ancak insanlar inanç ve düşünce özgürlüklerini yaşayabilirler.
Verdiğiniz örneğin ABD olması nedeniyle, zaten kötü bir örnek olduğunu söyleyeceğim. ABD, laiklikle uzaktan bile tanışmamış bir ülkedir. ABD’de dini inançlar çok önemlidir. Bu yüzden, halkın bu eğilimini destekleyen politikalara devam edilmekte ve politikacılar bilinçli olarak destekledikleri dini duyguların üzerinde politikalar yapmaktalar. Bu ikisi birbirini besleyen bir zincir olmuştur.
Son dönemin tek imparatorluğu ABD olduğu için de kendisine tabi ülkelerde aynı yöntemi el altından uygulatmaktadır. Kendi ülkemize bakalım. Bizde de din, siyasete çok rahatlıkla alet edilmekte. Üstelik bu politikaların yapılandırılması dünden bugüne dahi değildir. Onlarca yıllık bir süreçte gerçekleşmiştir ve görünen de o dur ki, bir çok doktrin kılıf yapılarak bu politikaların devamı sağlanacaktır.

Tartışmaya birçok arkadaşımızın katılmasını dilerim. Çünkü bu konunun göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Tartışmaya katılanlar çoğaldıkça sanırım bu konuda daha sağlıklı saptamalar yapabiliriz.

Sevgilerimle..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
DİN VE SİYASET
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ALEVILER BIRLIGI :: GENEL KONULAR :: Dinsel Eleştiri & Çelişkileri ve Yorumları-
Buraya geçin: